Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Merve NAVRUZ
Köşe Yazarı
Merve NAVRUZ
 

KÖRLERİN İNHİSARI

İnsanoğlunun bu yeryüzündeki en eski yanılgısı, sahip olmak ile ait olmak arasındaki o ince çizgiyi kaybetmiş olmasıdır. Modern dünya bize her şeyi satın alabileceğimizi, her şeyin tek sahibi olabileceğimizi fısıldayıp duruyor. Kelime anlamıyla piyasayı ele geçirmek, her şeyi kendi tekeline almak demek olan inhisar, artık sadece dev şirketlerin antitröst yasalarıyla didiştiği soğuk bir ekonomi terimi değil. İnhisar, artık ruhumuzun yeni adresi. Ve ne yazık ki o adres, dibi görünmeyen karanlık bir kuyudan ibaret. Gelin, manzaraya biraz yukarıdan bakalım. Aslında hepimiz, adına dünya dediğimiz devasa ve ortak bir kuyunun içinde doğduk. Kuyu derindir, kuyu daraltır; ama yukarı bakmayı akıl edebilen için gökyüzü hep oradadır. Fakat insan, varoluşsal bir korkuyla, o kuyunun içindeki sınırlı suyu, kısıtlı ışığı ve daracık alanı sadece kendine saklamak istedi. Paylaşmak yerine, kuyunun içinde küçük bölmeler inşa etmeye, duvarlar örmeye başladı. İşte trajedi tam olarak burada doğdu; manevi inhisar. İnsan, kuyunun içindeki diğer insanları susuz bırakmak pahasına suyu kendi köşesine hapsetti. Güneş ışığının vurduğu o tek metrekarelik alanı tapuladı. Sevgiyi, hakikati, doğruyu ve hatta merhameti bile kendi tekeline aldı. En doğru ben inanıyorum, en doğru ben yaşıyorum, bu kuyunun en haklı sakini benim kibri, insanlığın ortak hafızasını tekelleştirme çabasından başka neydi ki? Oysa inhisarın eşyanın tabiatına aykırı, acımasız bir kuralı vardır; hapsedilen her şey çürür. Bir nehir gibi akması, kalpten kalbe gezinmesi gereken sevgiyi ve bilgiyi kendi küçük kuyumuza hapsettiğimizde, o su zamanla bayatlar, yosun tutar ve kokar. Maddi tekelcilik belki cüzdanları büyütür ama manevi tekelcilik ruhu geri dönülmez bir cüceliğe mahkûm eder. Başkasına yer bırakmayan, her şeyi kendi benliğinin sınırları içine yığmaya çalışan insan, aslında kendi kalbine en korunaklı zindanı inşa ediyordur. Bugün insanlığın içine düştüğü o büyük yalnızlık sendromu, tam olarak bu inhisar hırsının bir faturasıdır. Yanı başındaki feryada kulak tıkayıp, mutluluğu kendi tekeline alabileceğini sanan modern insan, kuyunun dibinde, kendi biriktirdiği ganimetlerin arasında açlıktan ölmektedir.Tıpkı Filistin’in özgürlük mücadelesinde ölen insanlık gibi. Çünkü hayat, paylaşıldığı ölçüde genişleyen bir tasarımdır; tekel altına alındığında ise daralır, büzüşür ve sahibini boğar. Bizler bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya geldik. Kuyunun içindeki suyu tekelleştirme hırsından vazgeçmediğimiz sürece, başımızı kaldırıp o muazzam gökyüzünü görmemiz asla mümkün olmayacak. O yüzden şimdi elindeki kalemi yavaşça masaya bırak Merve; kendi kelimelerinin inhisarından kurtulup başını o karanlık kuyudan dışarı çıkar ve dünyaya sadece yukarıda hep orada duran o uçsuz bucaksız gökyüzünün penceresinden bak. Vesselam..
Ekleme Tarihi: 06 Temmuz 2026 -Pazartesi

KÖRLERİN İNHİSARI

İnsanoğlunun bu yeryüzündeki en eski yanılgısı, sahip olmak ile ait olmak arasındaki o ince çizgiyi kaybetmiş olmasıdır. Modern dünya bize her şeyi satın alabileceğimizi, her şeyin tek sahibi olabileceğimizi fısıldayıp duruyor. Kelime anlamıyla piyasayı ele geçirmek, her şeyi kendi tekeline almak demek olan inhisar, artık sadece dev şirketlerin antitröst yasalarıyla didiştiği soğuk bir ekonomi terimi değil.

İnhisar, artık ruhumuzun yeni adresi. Ve ne yazık ki o adres, dibi görünmeyen karanlık bir kuyudan ibaret. Gelin, manzaraya biraz yukarıdan bakalım. Aslında hepimiz, adına dünya dediğimiz devasa ve ortak bir kuyunun içinde doğduk. Kuyu derindir, kuyu daraltır; ama yukarı bakmayı akıl edebilen için gökyüzü hep oradadır. Fakat insan, varoluşsal bir korkuyla, o kuyunun içindeki sınırlı suyu, kısıtlı ışığı ve daracık alanı sadece kendine saklamak istedi. Paylaşmak yerine, kuyunun içinde küçük bölmeler inşa etmeye, duvarlar örmeye başladı. İşte trajedi tam olarak burada doğdu; manevi inhisar.

İnsan, kuyunun içindeki diğer insanları susuz bırakmak pahasına suyu kendi köşesine hapsetti. Güneş ışığının vurduğu o tek metrekarelik alanı tapuladı. Sevgiyi, hakikati, doğruyu ve hatta merhameti bile kendi tekeline aldı. En doğru ben inanıyorum, en doğru ben yaşıyorum, bu kuyunun en haklı sakini benim kibri, insanlığın ortak hafızasını tekelleştirme çabasından başka neydi ki? Oysa inhisarın eşyanın tabiatına aykırı, acımasız bir kuralı vardır; hapsedilen her şey çürür. Bir nehir gibi akması, kalpten kalbe gezinmesi gereken sevgiyi ve bilgiyi kendi küçük kuyumuza hapsettiğimizde, o su zamanla bayatlar, yosun tutar ve kokar. Maddi tekelcilik belki cüzdanları büyütür ama manevi tekelcilik ruhu geri dönülmez bir cüceliğe mahkûm eder. Başkasına yer bırakmayan, her şeyi kendi benliğinin sınırları içine yığmaya çalışan insan, aslında kendi kalbine en korunaklı zindanı inşa ediyordur.

Bugün insanlığın içine düştüğü o büyük yalnızlık sendromu, tam olarak bu inhisar hırsının bir faturasıdır. Yanı başındaki feryada kulak tıkayıp, mutluluğu kendi tekeline alabileceğini sanan modern insan, kuyunun dibinde, kendi biriktirdiği ganimetlerin arasında açlıktan ölmektedir.Tıpkı Filistin’in özgürlük mücadelesinde ölen insanlık gibi.

Çünkü hayat, paylaşıldığı ölçüde genişleyen bir tasarımdır; tekel altına alındığında ise daralır, büzüşür ve sahibini boğar. Bizler bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya geldik. Kuyunun içindeki suyu tekelleştirme hırsından vazgeçmediğimiz sürece, başımızı kaldırıp o muazzam gökyüzünü görmemiz asla mümkün olmayacak. O yüzden şimdi elindeki kalemi yavaşça masaya bırak Merve; kendi kelimelerinin inhisarından kurtulup başını o karanlık kuyudan dışarı çıkar ve dünyaya sadece yukarıda hep orada duran o uçsuz bucaksız gökyüzünün penceresinden bak.

Vesselam..

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.