Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Merve NAVRUZ
Köşe Yazarı
Merve NAVRUZ
 

KALBİN KARA KUTUSU

Gakgoşlar diyarı Elazığ’ın o vakur toprağında, Harput’un rüzgarıyla yankılanan kadim bir sokakta durup memlekete bakmak, insanın sadece coğrafyasıyla değil, kendi ruhunun en gizli kökleriyle yüzleşmesidir. Çoğu insan memleketi taştan, topraktan, çocukluk hatıralarının sindiği sokaklardan ve dumanı tüten bacalardan ibaret bir mekân zanneder. Oysa memleket, dışarıda adımlanan somut bir coğrafya olmanın çok ötesinde, insanın göğüs kafesinde ömür boyu taşıdığı soyut bir aidiyet karadeliğidir. Eskilerin kalbin tam merkezinde yer alan, ilahi sırların barındığı, yaşanmışlıkların leke leke asil bir siyahlığa dönüştüğü o gizemli nokta için kullandığı adla söylersek; Elazığ, bu fani dünyada insanın kalbine mühürlenmiş olan o şahsi Süveyda’sıdır… Süveyda, hayat yolculuğunda biriktirdiğimiz her şeyi saklayan ama asla yok etmeyen, zamanın ve mekânın doğrusallığını yutan muazzam bir hafıza hücresidir. Hayatının otuz yedinci yılının o olgun ve dingin eşiğinde duran bir kadının; evlatlarının kokusunda cenneti arayan bir annenin, hayat arkadaşına yoldaş olan bir eşin, kelimelerle şifa dağıtan bir yazarın ve kâinatı anlamaya çalışan bir ilim talebesinin yolu, en nihayetinde döner dolaşır ve bu ilk toprağın Süveyda’sında birleşir. Bugün Elazığ’da olmak, sadece fiziksel bir harita değişimi ya da sıla-i rahim değil; ruhun kendi dikey derinliğine, o tüm rollerin doğduğu saf merkeze doğru yaptığı sarsıcı bir hicrettir. Modern dünya, bizlere zamanı sürekli ileriye doğru akan, geçmişi arkada bırakan düz bir çizgi gibi dayatır. Oysa memleketin o kadim ve serin rüzgarı yüzünüze çarptığında, bu yanılsama tamamen çöker. Süveyda’da ne dün vardır ne de yarın; orası her şeyin aynı anda, tek bir saniyede yaşandığı mutlak bir zamansızlık makamıdır. Çocukluğunuzun serin bir Elazığ akşamüstünde sokak aralarından yükselen o tanıdık sesler de, yıllar boyu bir yazar olarak kağıda döktüğünüz o derin sızılar da, bir şifacı olarak başkalarının yaralarına merhem ararken kanayan kendi kırgınlıklarınız da bu siyah noktanın içinde taptaze, yan yana durur. Şehir, beton ve taştan sıyrılarak soyut bir aynaya dönüşür ve size kalbinizin en kuytu odasında sakladığınız o yangına dayanıklı kara kutuyu açtırır. Bu yüzdendir ki insan dünyayı ne kadar gezerse gezsin, hangi yüksek irtifalarda uçarsa uçsun, ruhunun o tarifi imkansız açlığını ancak kendi Süveyda’sının sessizliğinde dindirebilir. Dışarıda akan o dijital gürültüyü ve modern dünyanın insanı bölen sahte ışıklarını susturduğunuzda, geriye sadece kalbin o yoğunluktan ötürü siyah görünen asil aydınlığı kalır. Elazığ’ın gölgesinde kendi Süveyda’sına dokunan bir kadın, taşıdığı tüm o ağır ve güzel sıfatların-anneliğin, yazarlığın, ilmin ve şifanın-aslında tek bir amaca, o en derindeki gizli kelamı okumaya hizmet ettiğini anlar. Çünkü insan, ancak doğduğu ve ait olduğu o görünmez merkezin sessizliğinde, zamanın ve mekânın ötesine geçtiğinde gerçekten kendi hakikatine uyanır…
Ekleme Tarihi: 20 Temmuz 2026 -Pazartesi

KALBİN KARA KUTUSU

Gakgoşlar diyarı Elazığ’ın o vakur toprağında, Harput’un rüzgarıyla yankılanan kadim bir sokakta durup memlekete bakmak, insanın sadece coğrafyasıyla değil, kendi ruhunun en gizli kökleriyle yüzleşmesidir.

Çoğu insan memleketi taştan, topraktan, çocukluk hatıralarının sindiği sokaklardan ve dumanı tüten bacalardan ibaret bir mekân zanneder. Oysa memleket, dışarıda adımlanan somut bir coğrafya olmanın çok ötesinde, insanın göğüs kafesinde ömür boyu taşıdığı soyut bir aidiyet karadeliğidir. Eskilerin kalbin tam merkezinde yer alan, ilahi sırların barındığı, yaşanmışlıkların leke leke asil bir siyahlığa dönüştüğü o gizemli nokta için kullandığı adla söylersek; Elazığ, bu fani dünyada insanın kalbine mühürlenmiş olan o şahsi Süveyda’sıdır…

Süveyda, hayat yolculuğunda biriktirdiğimiz her şeyi saklayan ama asla yok etmeyen, zamanın ve mekânın doğrusallığını yutan muazzam bir hafıza hücresidir. Hayatının otuz yedinci yılının o olgun ve dingin eşiğinde duran bir kadının; evlatlarının kokusunda cenneti arayan bir annenin, hayat arkadaşına yoldaş olan bir eşin, kelimelerle şifa dağıtan bir yazarın ve kâinatı anlamaya çalışan bir ilim talebesinin yolu, en nihayetinde döner dolaşır ve bu ilk toprağın Süveyda’sında birleşir. Bugün Elazığ’da olmak, sadece fiziksel bir harita değişimi ya da sıla-i rahim değil; ruhun kendi dikey derinliğine, o tüm rollerin doğduğu saf merkeze doğru yaptığı sarsıcı bir hicrettir.

Modern dünya, bizlere zamanı sürekli ileriye doğru akan, geçmişi arkada bırakan düz bir çizgi gibi dayatır. Oysa memleketin o kadim ve serin rüzgarı yüzünüze çarptığında, bu yanılsama tamamen çöker. Süveyda’da ne dün vardır ne de yarın; orası her şeyin aynı anda, tek bir saniyede yaşandığı mutlak bir zamansızlık makamıdır. Çocukluğunuzun serin bir Elazığ akşamüstünde sokak aralarından yükselen o tanıdık sesler de, yıllar boyu bir yazar olarak kağıda döktüğünüz o derin sızılar da, bir şifacı olarak başkalarının yaralarına merhem ararken kanayan kendi kırgınlıklarınız da bu siyah noktanın içinde taptaze, yan yana durur. Şehir, beton ve taştan sıyrılarak soyut bir aynaya dönüşür ve size kalbinizin en kuytu odasında sakladığınız o yangına dayanıklı kara kutuyu açtırır.

Bu yüzdendir ki insan dünyayı ne kadar gezerse gezsin, hangi yüksek irtifalarda uçarsa uçsun, ruhunun o tarifi imkansız açlığını ancak kendi Süveyda’sının sessizliğinde dindirebilir. Dışarıda akan o dijital gürültüyü ve modern dünyanın insanı bölen sahte ışıklarını susturduğunuzda, geriye sadece kalbin o yoğunluktan ötürü siyah görünen asil aydınlığı kalır.

Elazığ’ın gölgesinde kendi Süveyda’sına dokunan bir kadın, taşıdığı tüm o ağır ve güzel sıfatların-anneliğin, yazarlığın, ilmin ve şifanın-aslında tek bir amaca, o en derindeki gizli kelamı okumaya hizmet ettiğini anlar. Çünkü insan, ancak doğduğu ve ait olduğu o görünmez merkezin sessizliğinde, zamanın ve mekânın ötesine geçtiğinde gerçekten kendi hakikatine uyanır…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.