Masa başında eksiksiz planlar yaparken,
Haftalık köşenin o ilk boş sayfasına bakarken,
Aklın o ince, tedbirli sesi fısıldar durur:
"Önce düzen, önce mantık, önce kelimelerin sırası..."
Ağaçların balkona taşınacağı mevsimi beklemek gibi
Tüm hayatı kurallara, tarihlere bölmeye çalışır akıl.
Oysa aşk;
O günün tüm telaşını, köşe yazısının teslim saatini,
Kafayı kurcalayan binbir düşünceyi
Sadece senin bir gülüşünle bir kenara itebilmektir.
Bir bardak taze çayın buğusunda,
Balkondaki limon ağacının yapraklarına dokunurken
Sırf senin sesini duymak için
O çok güvendiğim mantıktan gözü kapalı vazgeçmektir.
Sözlükler soğuk sayfalarında "delilik" der cünûn için,
"Aklın yitip gitmesi" diye yazar altını çizerek.
Oysa ben bilirim ki cünûn;
Aklın yok olması değil,
Senin yanındayken kendi rızasıyla geriye çekilmesidir.
Dünyanın hesapçı, telaşlı gürültüsüne karşı
Aşkın o efsunlu sakinliğine teslim olmaktır.
İşte bu yüzden,
Ellerinde sakladığın o huzura sığındığımda,
Akşamın sessizliğinde yan yana durduğumuzda
Sen benim en güzel cünûnum olursun.
Günümüz insanı akıl zırhlarına bürünüp yalnızlaşırken,
Biz seninle akıldan vazgeçip
Aşkın o büyülü deliliğinde buluruz evimizi.
Çünkü akıl tek başına tutmaya çalışır hayatı,
Cünûn ise seninle tamamlanmaktır.
Kıymetli eşime ithafen..

