Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Merve NAVRUZ
Köşe Yazarı
Merve NAVRUZ
 

CİM’E BAK

Kelimelerin sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda varlığın ve hakikatin birer aynası olduğuna inanan köklü bir gelenekten geliyoruz. Eskiler harflere bakarken sadece sesleri değil, o seslerin arkasındaki ilahi mimariyi, varoluşun gizli kodlarını görürlerdi. Harf ilmi ya da tasavvufi tabirle ilm-i hurûf, her harfi bir derviş, bir merhale, bir hakikat tecellisi olarak okurdu. İşte bu harf alfabesinin içinde duruşuyla da taşıdığı manayla da derinden sarsan bir simge vardır: Cim harfi. Arap alfabesinin bu zarif üyesi, ilk bakışta mütevazı bir kavis ve ortasında tek bir noktadan ibaret görünür. Oysa tasavvuf gözüyle bakıldığında, bir insanın hakikat yolculuğundaki tüm aşamaları kendi bedeninde taşır. Cim harfinin hat çizgilerine dikkatle baktığınızda, başı sağa doğru hafifçe eğilmiş, gövdesi ise aşağıya ve geriye doğru geniş bir kavis çizmiş bir duruş görürsünüz. Bu duruş, alelade bir form değildir; ham nefsini terbiye etmek için rükuya varmış, hakikatin karşısında boyun eğmiş bir dervişin bükülüşüdür. İnsan, gururunu ve enaniyetini kırmadan, kendi içine doğru o kavisli kucağı açamaz. Cim, tam da bu sebeple benliğini sıfırlamış, mütevazı bir kabullenişin resmidir. Fakat Cim’i sadece bükülmüş bir çizgiden ibaret kılmayan, ona asıl ruhunu veren şey karnının tam ortasında sakladığı o tek noktadır. Tasavvuf geleneğinde nokta, vahdetin, yani tek olan ilahi özün simgesidir. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir kıvrım gibi duran bu harf, merkezinde taşıdığı o nokta ile anlam kazanır. Eğer o nokta olmasaydı, Cim sadece içi boş bir kavis olarak kalırdı. Tıpkı topraktan süzülüp şekil alan ama içine ilahi ruh üflenmeyince "can" olamayan insan gibi… Karnındaki o nokta, dervişin göğsünde taşıdığı sırrı, gönlüne düşen ilahi aşkı remzeder. Harf, o sırrı korumak, onu dış dünyanın kirinden saksaklamak istercesine gövdesiyle noktanın etrafını sarıp sarmalar, ona adeta bir yuva olur. İsmi itibarıyla da tesadüf değildir Cim. Allah’ın "el-Câmi’" isminden, yani toplayan, bir araya getiren sıfatından nasibini almıştır. Tasavvufta "Cem olmak", dağınık olan zihni, dünyalık arzuları ve darmadağın olmuş nefsani istekleri bir kenara bırakıp kalbi sadece tek bir noktada, Hak’ta birleştirmektir. Cim, dağılmış olanı toplamayı, kendi içine dönüp kalpteki o tek noktaya odaklanmayı öğütler. "Cân", "Cemal" ve "Cennet" kelimelerinin bu harfle başlaması da bu yüzdendir; zira kalbindeki sırrı toplayıp koruyabilenler, nihayetinde ilahi güzelliğe ve huzura ererler. Hayatın karmaşasında her birimiz zaman zaman kendi merkezimizden uzaklaşıyor, dağılıyor ve içimizdeki o cevheri unutuyoruz. Oysa Cim harfi, yüzyıllardır sessizce durduğu sayfaların arasından bize aynı hakikati fısıldamaya devam ediyor: Kendi içine doğru bükülmeyi öğren, benliğini incelt ki kalbine o ilahi nokta düşebilsin. Ve içini boşalt ki, özündeki o büyük sırra ev sahipliği yapabilesin.
Ekleme Tarihi: 21 Eylül 2026 -Pazartesi

CİM’E BAK

Kelimelerin sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda varlığın ve hakikatin birer aynası olduğuna inanan köklü bir gelenekten geliyoruz. Eskiler harflere bakarken sadece sesleri değil, o seslerin arkasındaki ilahi mimariyi, varoluşun gizli kodlarını görürlerdi. Harf ilmi ya da tasavvufi tabirle ilm-i hurûf, her harfi bir derviş, bir merhale, bir hakikat tecellisi olarak okurdu. İşte bu harf alfabesinin içinde duruşuyla da taşıdığı manayla da derinden sarsan bir simge vardır: Cim harfi.

Arap alfabesinin bu zarif üyesi, ilk bakışta mütevazı bir kavis ve ortasında tek bir noktadan ibaret görünür. Oysa tasavvuf gözüyle bakıldığında, bir insanın hakikat yolculuğundaki tüm aşamaları kendi bedeninde taşır.

Cim harfinin hat çizgilerine dikkatle baktığınızda, başı sağa doğru hafifçe eğilmiş, gövdesi ise aşağıya ve geriye doğru geniş bir kavis çizmiş bir duruş görürsünüz. Bu duruş, alelade bir form değildir; ham nefsini terbiye etmek için rükuya varmış, hakikatin karşısında boyun eğmiş bir dervişin bükülüşüdür. İnsan, gururunu ve enaniyetini kırmadan, kendi içine doğru o kavisli kucağı açamaz. Cim, tam da bu sebeple benliğini sıfırlamış, mütevazı bir kabullenişin resmidir.

Fakat Cim’i sadece bükülmüş bir çizgiden ibaret kılmayan, ona asıl ruhunu veren şey karnının tam ortasında sakladığı o tek noktadır. Tasavvuf geleneğinde nokta, vahdetin, yani tek olan ilahi özün simgesidir. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir kıvrım gibi duran bu harf, merkezinde taşıdığı o nokta ile anlam kazanır. Eğer o nokta olmasaydı, Cim sadece içi boş bir kavis olarak kalırdı. Tıpkı topraktan süzülüp şekil alan ama içine ilahi ruh üflenmeyince "can" olamayan insan gibi… Karnındaki o nokta, dervişin göğsünde taşıdığı sırrı, gönlüne düşen ilahi aşkı remzeder. Harf, o sırrı korumak, onu dış dünyanın kirinden saksaklamak istercesine gövdesiyle noktanın etrafını sarıp sarmalar, ona adeta bir yuva olur.

İsmi itibarıyla da tesadüf değildir Cim. Allah’ın "el-Câmi’" isminden, yani toplayan, bir araya getiren sıfatından nasibini almıştır. Tasavvufta "Cem olmak", dağınık olan zihni, dünyalık arzuları ve darmadağın olmuş nefsani istekleri bir kenara bırakıp kalbi sadece tek bir noktada, Hak’ta birleştirmektir. Cim, dağılmış olanı toplamayı, kendi içine dönüp kalpteki o tek noktaya odaklanmayı öğütler. "Cân", "Cemal" ve "Cennet" kelimelerinin bu harfle başlaması da bu yüzdendir; zira kalbindeki sırrı toplayıp koruyabilenler, nihayetinde ilahi güzelliğe ve huzura ererler.

Hayatın karmaşasında her birimiz zaman zaman kendi merkezimizden uzaklaşıyor, dağılıyor ve içimizdeki o cevheri unutuyoruz. Oysa Cim harfi, yüzyıllardır sessizce durduğu sayfaların arasından bize aynı hakikati fısıldamaya devam ediyor: Kendi içine doğru bükülmeyi öğren, benliğini incelt ki kalbine o ilahi nokta düşebilsin. Ve içini boşalt ki, özündeki o büyük sırra ev sahipliği yapabilesin.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

21
Eylül
31
Ağustos
17
Ağustos
11
Ağustos
04
Ağustos
13
Temmuz
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.