Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Merve NAVRUZ
Köşe Yazarı
Merve NAVRUZ
 

BERKİNMEK

Köşemizin bu haftaki misafiri, dilimizin tozlu raflarında unutulmaya yüz tutmuş ama anlına bastığınızda taşa değer gibi ses veren o asil kelime: Berkinmek. Günlük koşturmacalarımızda belki bu kelimeyi hiç duymadık. Berk deriz ya hani, sağlam, katı anlamında; işte onun fiil hali bu. Kök salmak, güçlenmek, hayatın sillesini yedikçe paslanmak yerine çelikleşmek demek. Şöyle bir etrafımıza bakalım. Sabah evden çıkıp akşama eve dönene kadar kaç rüzgâra kapılıyoruz? Hayatın pahalılığı, geçim derdi, yarının ne getireceğini bilememe hali… İnsan, bu kadar sarsıcı bir akıntı içinde tutunacak bir dal arıyor. Komşu teyzenin artan mutfak masrafları karşısında bükülen belleri de bu rüzgârdan, gencin iş bulamayınca hayallerinin sönmesi de… Tam da bu yüzden, berkinmek bugün en çok bizim kelimemiz. Ama yanlış anlaşılmasın; berkinmek katılaşmak, taştan bir kalbe sahip olmak demek değil. Katı olan kırılır çünkü. Bahçedeki ceviz ağacını düşünün. Kışın o buz kesen ayazında bütün yapraklarını döker, çıplak kalır. Dışarıdan bakan öldü sanır. Oysa o, yerin yedi kat altındaki damarlarıyla gizli bir su bulmuş, içten içe berkinmektedir. Donar gibi göründüğü her saniye, aslında toprağa biraz daha diş geçirmektedir. Bizim insanımızın kökü de böyledir. Analarımız, babalarımız yoklukta neler gördü, hangi fırtınaları atlattı da yıkılmadı? Çünkü içten içe berkidiler. Acının nerede durduğunu bildiler, yaranın yerini ezberlediler ama boyun eğmediler. Bugün modern dünya bize her şeyi hızla tüketmeyi, en ufak bir sarsıntıda vazgeçmeyi öğretiyor. Oysa biraz durup kendi iç sesimize kulak vermek, bizi ayakta tutan o görünmez sütunları hatırlamak lazım. Dışarıda kıyamet koparken, insanın kendi evinde, kendi yüreğinde sığınacağı sessiz bir odası olmalı. Çünkü fırtına dindiğinde, ayakta kalanların sırrı budur: Eğilmek başka, kökünden kopmak başka. Hayat ne kadar sert eserse essin, toprağına sımsıkı tutunup ben buradayım diyebilmektir berkinmek. Gelin, bu köşe başından birbirimize hatırlatalım: Rüzgâr ne kadar şiddetli eserse essin, kökleri sağlam olan devrilmez. Yeter ki içimizi berkitmesini bilelim.
Ekleme Tarihi: 26 Ekim 2026 -Pazartesi

BERKİNMEK

Köşemizin bu haftaki misafiri, dilimizin tozlu raflarında unutulmaya yüz tutmuş ama anlına bastığınızda taşa değer gibi ses veren o asil kelime: Berkinmek.

Günlük koşturmacalarımızda belki bu kelimeyi hiç duymadık. Berk deriz ya hani, sağlam, katı anlamında; işte onun fiil hali bu. Kök salmak, güçlenmek, hayatın sillesini yedikçe paslanmak yerine çelikleşmek demek.

Şöyle bir etrafımıza bakalım. Sabah evden çıkıp akşama eve dönene kadar kaç rüzgâra kapılıyoruz? Hayatın pahalılığı, geçim derdi, yarının ne getireceğini bilememe hali… İnsan, bu kadar sarsıcı bir akıntı içinde tutunacak bir dal arıyor. Komşu teyzenin artan mutfak masrafları karşısında bükülen belleri de bu rüzgârdan, gencin iş bulamayınca hayallerinin sönmesi de… Tam da bu yüzden, berkinmek bugün en çok bizim kelimemiz.

Ama yanlış anlaşılmasın; berkinmek katılaşmak, taştan bir kalbe sahip olmak demek değil. Katı olan kırılır çünkü. Bahçedeki ceviz ağacını düşünün. Kışın o buz kesen ayazında bütün yapraklarını döker, çıplak kalır. Dışarıdan bakan öldü sanır. Oysa o, yerin yedi kat altındaki damarlarıyla gizli bir su bulmuş, içten içe berkinmektedir. Donar gibi göründüğü her saniye, aslında toprağa biraz daha diş geçirmektedir.

Bizim insanımızın kökü de böyledir. Analarımız, babalarımız yoklukta neler gördü, hangi fırtınaları atlattı da yıkılmadı? Çünkü içten içe berkidiler. Acının nerede durduğunu bildiler, yaranın yerini ezberlediler ama boyun eğmediler.

Bugün modern dünya bize her şeyi hızla tüketmeyi, en ufak bir sarsıntıda vazgeçmeyi öğretiyor. Oysa biraz durup kendi iç sesimize kulak vermek, bizi ayakta tutan o görünmez sütunları hatırlamak lazım. Dışarıda kıyamet koparken, insanın kendi evinde, kendi yüreğinde sığınacağı sessiz bir odası olmalı.

Çünkü fırtına dindiğinde, ayakta kalanların sırrı budur: Eğilmek başka, kökünden kopmak başka. Hayat ne kadar sert eserse essin, toprağına sımsıkı tutunup ben buradayım diyebilmektir berkinmek.

Gelin, bu köşe başından birbirimize hatırlatalım: Rüzgâr ne kadar şiddetli eserse essin, kökleri sağlam olan devrilmez. Yeter ki içimizi berkitmesini bilelim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.