Pek çok kadim öğretide, kutsal metinlerde, destanlarda ve mitlerde,
Yüzyıllar boyunca; lisanlar olsa da başka başka,
Aslında hep aynı Öz’ün ifade edilişine tanıklık edilir;
simgeler, semboller ve alametler ile…
Hiyerofani de ilahi tecellinin bir taştan, bir ağaçtan yahut bir kuştan görünür olmasını anlatan bir kelimedir.
Grekçe hieros (kutsal) ve phainein(görünmek/açığa çıkmak) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.
…
Kutsal olanın tezahürünü, sıradan bir maddeden açığa çıkışını ifade eden bu kelime; o an için ilahi tecelliye mazhar olan varlığın kutsal bir gerçekliğin tecelli mekanı haline gelmesini ifade eder.
Lakin ilahi tecellinin aşikar olduğu o nesne fiziksel olarak sıradan yapısını korumaya da devam eder.
Örneğin, Kuran’da Kasas suresinde, Musa peygambere bir ağaç vasıtasıyla seslenilmesi bir Hiyerofanidir.
Aslı’nda; Aşkın Olanın Görünmesi demektir!
…
İlahi tecelliler; kimi zaman bir insandan, kimi zaman bir buluttan, kimi zaman da bir şarkıdan görünür hale gelebilir...
Burada önemli olan gönül gözüyle ve gönül kulağıyla duyabilmektir!
Nasıl ki “Emanet” göklere, dağlara, yere teklif edildi de ağır geldi, O’nu Sade’ce insan yüklendi;
İşte hiç bir yere sığmayan bu zorunlu taşışın emanet edildiği yerdir; Gönül!
Ve bu aklı aşkın deneyimin adıdır; Aşk!
…
Bu yüzden Kutsal olanın Aşk’ın tecellisi;
Safsade Gönül’dedir!
Yerlere göklere sığmayan, mecazen ancak inanan kulunun gönlüne sığmaktadır.
Bu nedenle ;
AŞK GÖNÜL’DE HİYEROFANiDİR!
Dualite aleminde, her şey zıttıyla aşikar olurken;
Aşk sadece Gönül’de aşikar olandır!
Çünkü Aşk’ın zıttı yoktur!
Çünkü Aşk’ta dualiteye yer yoktur!
Aşk’ta Biz olmak vardır!
Bir’lenmek vardır!
Sen, ben yoktur!
Ve Neden Nefes almak için, nefes verilir?
Çünkü Gönül’dür yaşatan Aşk’ı!
Bu nedenle,
Sonsuz Aşk; Sade’ce Sınırsız Gönül’de Yaşanmaktadır!

