Yunan mitolojisinde tanrıların armağanı anlamına gelen ve ilk yaratılmış kadını temsil eden Pandora;
Tanrı Zeus tarafından kendisine verilen ve ne olursa olsun açmaması tembihlenen kutuyu, bir gün aklına yenilerek açar…
Kutu açılmaya başladığı anda, içinde yer alan tüm kötülükler, hastalıklar ve savaşlar bir anda dünyaya yayılmaya başlar. Durumu fark eden Pandora hemen kutuyu kapatır ancak ne yazıkki iş işten geçmiştir ve kutunun içinde, “Dip’lerde” bir tek umut kalmıştır…
O gün bugündür insanoğlu, her kötü durumda, her hastalıkta ve savaşta umudunu ancak Dip’lerden çıkarır…
…
“Pandora’nın kutusunu açmak” sözü;
Hatalı bir hamle yaparak, bir biri ardına sıkıntılı, sorunlu durumlara yol açmak ve kontrol edilmesi çok zor olan olaylar zincirini başlatmak manasında kullanılmaktadır.
Peki ardı arkası kesilmeyen büyük felaketlere, kötülüklere ve tehlikeli işlere yol açan; insanın “Pandora kutusu” nedir?
Aslında yanıtı oldukça aşikardır…
Islah edilmediğinden, nice bahaneler ve gerekçelerle insana türlü türlü korkular, kaygılar ve endişeler salan Aklıdır!!!
Karanlığa meyleden akıl; tüm uyarılara rağmen Pandoranın kutusunu açtırır!
İnsan özgür iradesi dahilinde, kendi elleriyle kendine zulm ederken; ardında koca bir pişmanlık bırakır…
İmtihanlarını hissedemeyen ve aklının vesveselerine yenilen insan, kimi zaman merakla, kimi zaman sabırsızlık ve acelecilik içinde, kontrol edilmesi çok zor olan olaylar zincirini başlatır!
Oysa insan sakinlik içinde, sağlam güçlü dik duruş halinde,
Ancak Emin’likten vazgeçmediğinde;
Nice nasipleri serpiştirilir, yerleştirilir, elbette vakti saati geldiğinde…
…
Çünkü umudun kırıntısı dahi olsa,
Dip’lerdedir!
Bu nedenle umudunu kaybeden herşeyini kaybetmiştir denmektedir!
Oysa; “umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.”
Her ne olursa olsun,
İnsan umudunu kaybetmeyip, Gönül eşliğinde nefeslendiğinde,
İlla Işığın: bir zerreden dahi nüfuz edecek kudretini Dip’ten hissedecektir!
Ne de olsa “Karanlık Işığın habercisidir..!”

