Her insan bu aleme gelirken bir ikrar üzere var olur!
Bu İkrar borcu Vaad’li bir borç senedi misalidir ki;
İnsana bu alemde Vade’li bir ömür verilmiştir!
Vade günü dolana kadar; hesabın işletilip işletilmemesi yahut nasıl işletileceği ise İnsan’ın kendi özgür iradesine bırakılmıştır.
Çünkü Vaad’li bir yaratım söz konusudur ki: İkrar adı altında; sözüne / yeminine sadakatli olup olmaması da yine İnsan’a bağlıdır…
…
İnsanlardan kimileri, borcunu “ödemeye” yönelerek Vaad’ini yerine getirmek üzere Dip’ten hakikatli Gönül verirken;
Kimileri de borçlu kalmaya devam ederek ısrarla vadesi dolana kadar beyhude tüketir nefeslerini…
Neticede insan; yaşar ve yaşatır;
hep önceden gönderdiklerini…
İnsan…
Hem kötücül Duaları ve dilekleri ile hem de kalemi eline alıp ısrarla inatla yazdırdıkları neticesinde oluşan “Veresiye” borç birikimlerini ödememek üzere borçla kaçmak ister; o gün geldiğinde…
Ve Borçlular;
Her AN’da, Yaratıcı’nın huzurunda ve şahitliğinde olunduğunu unutanlar!
Oysa insan bir hatırlasa;
“Her nereye dönerseniz dönün, oradadır.”,
“Her nerede olursanız olun, sizinle beraberdir.”,
“Hiç bir şey, O’ndan gizli kalamaz!”,
“Çünkü, gizli sözü de, daha saklısını da bilir, işitir.”
…
Nitekim İnsan bu idrakle ve tertemiz bir niyetle istikametinden hiç şaşmadan yürüdüğünde;
Nice Nasipler, Nimetler ve Hikmetler ile buluşturulur!..
Bu serpiştirilmiş ve yerleştirilmiş olanlar ise aslında insana bahşedilen birer Pişmeklik Avansıdır…
Yaratıcı’nın, ne insanlara sunduğu hayra dair olanlardan, ne de insanın bizatihi kendi elleriyle kendine ya da etrafına yaptığı zulümlerle şer haline dönüştürdüklerinden: hiç bir beklentisi yoktur!
Dolayısıyla, ruhun insan olarak dünyaya gelirken, ikrarına sadık kalarak, borcuna gönül verenlerden olması da mümkündür;
unutanlardan olup borç üstüne borç eklemesi veya sürekli kredi kullanarak varlığını tüketmesi de!!!
Çünkü her biri ruhun kendi sorumluluğunda; Özgür İradesi kapsamında bırakılmış olandır.!
Ancak, bazı vakitlerde sade’ce,
İnsan’a: hayatı içerisinde; bazı öneriler veya uyarılar yapılması neticesinde, bu ikrarın ve borcun hatırlatılması sağlanır ki bir Değeceklik ve Gereklilik söz konusu olmuştur!
Dolayısıyla, aslında Sezgiler, İlhamlar, Hissiyatlar; birer Gelişimsel Üst Seviye mükellefliktir…
Zira İnsanın yükümlü olduğu ve yerine getirmesi gereken bir vazifesi vardır!
…
Velhasıl İnsanın O’na döndürülüşü; ister “Biz kendimize zulüm ettik.” Diyenlerden olarak, isterse de “Temiz bir Kalp ile” Gelenlerden olarak; tamamen insanın kendi hayatına ve kendi kaderine bırakılmıştır;
Yaratıcı tarafından Yazılanlar ve gerekse de insanın kendisi tarafından Yazdırılanlar olarak tercihleri ve kararları doğrultusunda;
bütün sonuçlarıyla ve bütün sorumlulukları ile birlikte tüm yaşadıkları ve yaşattıkları ile..!
İnsanın, hayatına dair seyri üzerinde oluşan bir “Yaratılma Maliyeti Borcunu” ödeyip ödememek çerçevesinde;
Defteri’ne tek tek kaydedilenlerin hesaplandığı o gün; kar / zarar sonuçlarının öğrenildiği bir Z Raporu çıkarılacaktır hiç kuşkusuz…
Nitekim İnsan, ona emanet edileni hiç kirletmeden, hakikatte Tek Alacaklı olan Yaratıcı’sına tertemiz teslim etmek üzere buradadır Aslı’nda…
Ve bu borcun ödenmesi, Sade’ce ışığın istikametinde gönül eşliğinde / gönül vererek Hakk için Yüründüğünde; “Temiz bir Kalp ile gelenlerden” olarak söz konusudur!

