Bir yanda daima sözün en güzelini söylemeye gönül verenler;
Diğer yanda öfkeyle, nefretle, dilini kirletenler…
…
Bir yanda, daima en güzeliyle sözü hal eden gönüller;
Diğer yanda, sözünden, yüzünden şer akarken; ufacık bir iyiliği engelleyenler…
…
Bir yanda her an yeni bi Şen’de nefesiyle nefes verenler;
Diğer yanda tekrar eden döngülerde, nefsine yenilenler…
…
Bir yanda sakinlik ve sabır ile şerleri hayr eyleyenler;
Diğer yanda acelecilik ve sabırsızlık ile kendine zulm edenler…
…
Bir yanda taze baharlar misali çiçek açtıran O’Nur’lu gönüller;
Diğer yanda dikenlerini etrafa savurup kanatan, kararmış yüzler…
…
Bir yanda Şükür ile HU’zur’a varan gönüller;
Diğer yanda şikayetler içinde sızlanarak, bahanelerle nefsini temize çekenler…
…
Bir yanda daima olumlu bakan, olumlu düşünen ve olumlu söyleyen gönüller;
Diğer yanda olumsuz düşünceler, sözler ve hallerle nefesini kirletenler…
…
Bir yanda Hakk İçin Çalışan Aşk ehli gönüller;
Diğer yanda acizlik ve tembellik içinde, kendine ziyan edenler…
Ve…
ARAF’TA KALANLAR!
Bir yandan gönül ehlini görüp orada olmak umuduyla “selam size” derler;
Diğer yandan ayakkabılarını kuşanmış halde koştururken, zalimler topluluğunu görerek; “ne olur bizi bunlarla bir arada tutma” derler…
Ey nefes!
Aklının ve nefsinin kölesi olup, kendine zulm edenlerden misin?
Arafta; bir o yana, bir bu yana,
Yana yana bekleyen misin?
Yoksa nefsini arındırıp kurtuluşa ermek üzere gönül veren misin?
Dinle bakalım; Ne haldesin?

