Tarımda verim kadar önemli olan bir diğer konu da insan sağlığıdır. Ne yazık ki günümüzde bilinçsiz ve gereksiz pestisit kullanımı hem üreticiyi hem tüketiciyi ciddi risklerle karşı karşıya bırakmaktadır. Pestisit dediğimiz; tarım ilaçları başta olmak üzere kalıntı problemi oluşturan tüm kimyasal maddeleri kapsamaktadır. Bu maddeler insan sağlığı açısından büyük tehlikeler taşımaktadır.
Kimyasal ürünlerin zararları yalnızca ani zehirlenmelerle sınırlı değildir. Bazı maddeler insan vücudunda zamanla birikerek kronik zehirlenmelere neden olmakta, yıllar sonra ciddi sağlık problemleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Üstelik zehir kaynağını sadece tarım ilaçları olarak görmek de yanlış olur. Temizlik ürünleri, ağır metal bulaşıkları, kimyasal yağlar ve yakıtlar da insan sağlığını tehdit eden unsurlar arasında yer almaktadır.
Son yıllarda “geleneksel yöntem” adı altında bilim dışı birçok uygulama ile karşılaşıyoruz. Halk arasında kulaktan dolma bilgilerle yapılan bu uygulamalar çoğu zaman faydadan çok zarar getirmektedir. Örneğin yaprak bitleriyle mücadelede Arap sabunu kullanılması ya da don zararını önlemek amacıyla antifriz gibi kimyasalların tarımsal üretimde kullanılması son derece yanlış ve bilime aykırı uygulamalardır.
Bir başka önemli konu ise hasat ile ilaçlama süresi uzun olan bitki koruma ürünlerinin bilinçsiz şekilde kullanılmasıdır. Özellikle hasadı başlamış asma yaprağı, domates, biber vb ürünlerde bu durum büyük risk oluşturmaktadır. Çünkü bazı tarım ilaçlarının uygulamadan sonra hasada kadar bekleme süresi 14 gün iken bazı ürünlerde bu süre 1 gün olabilmektedir.
Biz üreticiler olarak mümkün olduğunca hasat ile ilaçlama süresi kısa olan ürünleri tercih etmeliyiz. Eğer uzun süreli bir bitki koruma ürünü kullanılmışsa, Tarım ve Orman Bakanlığı ruhsatlarında belirtilen süre dolmadan kesinlikle hasat yapılmamalıdır. Yani bir ilacın bekleme süresi 14 gün ise ürün ancak 14 gün sonra hasat edilip tüketilmelidir.
Bugün artık tarımda en doğru yaklaşım; organik yetiştiricilik yöntemlerini araştırmak, kimyasal kullanımını en aza indirmek ve mümkün olduğunca doğal üretim modellerine yönelmektir. Çünkü en lüks yaşam, sağlıklı yaşamdır.
Sağlıklı nesiller için bilinçli üretim şarttır.

