Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
güneş kursu 1 ay
Mustafa YÜKSEL
Köşe Yazarı
Mustafa YÜKSEL
 

İKLİMLE GÜNEŞ PANELLİ KAVGASI

Seydişehir son yıllarda güneş enerji santralleriyle (GES) hızla kaplanıyor. Yenilenebilir enerji, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir araç. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak bilim şunu açıkça söylüyor: Yanlış yerde kurulan her GES, iklim krizine çözüm değil, yeni bir risk üretir. Seydişehir’de yaşanan tam olarak budur. İlçe, yarı kurak iklim kuşağında yer alır. Yağışlar düzensizdir, yazlar giderek daha sıcak geçmektedir. Yeraltı suları düşmekte, Beyşehir Gölü havzası baskı altındadır. Böyle bir coğrafyada geniş alanlı güneş santralleri, yalnızca elektrik üretmez; mikroiklimi değiştirir. Bilimsel çalışmalar, GES’lerin kurulduğu alanlarda toprak neminin düştüğünü, yağışın toprağa sızma oranının azaldığını ve yüzey sıcaklıklarının yükseldiğini ortaya koyuyor. Panel yüzeyleri yaz aylarında 60 dereceyi aşarken, çevresindeki hava sıcaklığı 2–3 derece artabiliyor. Bu artış küçük gibi görünse de, tarım ve su dengesi açısından kritik bir eşiktir. Seydişehir’de GES’lerin büyük bölümü “kıraç” denilen alanlara kuruldu. Oysa bu alanların önemli bir kısmı yeraltı suyu beslenme sahasıdır. Yağmurun toprağa karışarak yeraltı suyunu beslemesi gerekirken, panellerle kaplanan yüzeyler bu doğal döngüyü kesintiye uğratıyor. Sonuç: Daha az su, daha sıcak bir mikroklima ve artan buharlaşma. Sıklıkla dile getirilen “GES su tüketmez” söylemi ise eksiktir. Evet, GES doğrudan su çekmez. Ancak suyun doğadaki hareketini değiştirir. Toprakta tutulamayan su hızla yüzey akışına geçer, yeraltına inemez, tarıma ve ekosisteme katkı sağlayamaz. Bu durum uzun vadede hem tarımsal üretimi hem de iklim direncini zayıflatır. Bugün Seydişehir’de yaşanan sıcaklık artışları, kuraklık baskısı ve su stresi yalnızca küresel iklim değişikliğinin sonucu değildir. Plansız arazi kullanımı, iklim değişikliğinin etkilerini yerelde katlayan en önemli faktördür. GES’ler doğru yerde kurulduğunda faydadır; yanlış yerde kurulduğunda ise iklimi daha kırılgan hâle getirir. Çözüm bellidir: Çatı GES’leri, sanayi alanları ve atıl sahalar öncelik olmalıdır. Tarım arazileri ve su havzaları kesinlikle korunmalıdır. Her GES projesi yalnızca enerji üzerinden değil, su ve iklim etkisi üzerinden değerlendirilmelidir. Unutmayalım: Elektrik kesintisi telafi edilir. Ama bozulan iklim geri gelmez. Su kaybolursa hayat durur. Seydişehir’in güneşle kavgası yok. Ama iklimle kavga edecek lüksü de yok.
Ekleme Tarihi: 08 Ocak 2026 -Perşembe

İKLİMLE GÜNEŞ PANELLİ KAVGASI

Seydişehir son yıllarda güneş enerji santralleriyle (GES) hızla kaplanıyor. Yenilenebilir enerji, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir araç. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak bilim şunu açıkça söylüyor: Yanlış yerde kurulan her GES, iklim krizine çözüm değil, yeni bir risk üretir.

Seydişehir’de yaşanan tam olarak budur.

İlçe, yarı kurak iklim kuşağında yer alır. Yağışlar düzensizdir, yazlar giderek daha sıcak geçmektedir. Yeraltı suları düşmekte, Beyşehir Gölü havzası baskı altındadır. Böyle bir coğrafyada geniş alanlı güneş santralleri, yalnızca elektrik üretmez; mikroiklimi değiştirir.

Bilimsel çalışmalar, GES’lerin kurulduğu alanlarda toprak neminin düştüğünü, yağışın toprağa sızma oranının azaldığını ve yüzey sıcaklıklarının yükseldiğini ortaya koyuyor. Panel yüzeyleri yaz aylarında 60 dereceyi aşarken, çevresindeki hava sıcaklığı 2–3 derece artabiliyor. Bu artış küçük gibi görünse de, tarım ve su dengesi açısından kritik bir eşiktir.

Seydişehir’de GES’lerin büyük bölümü “kıraç” denilen alanlara kuruldu. Oysa bu alanların önemli bir kısmı yeraltı suyu beslenme sahasıdır. Yağmurun toprağa karışarak yeraltı suyunu beslemesi gerekirken, panellerle kaplanan yüzeyler bu doğal döngüyü kesintiye uğratıyor. Sonuç: Daha az su, daha sıcak bir mikroklima ve artan buharlaşma.

Sıklıkla dile getirilen “GES su tüketmez” söylemi ise eksiktir. Evet, GES doğrudan su çekmez. Ancak suyun doğadaki hareketini değiştirir. Toprakta tutulamayan su hızla yüzey akışına geçer, yeraltına inemez, tarıma ve ekosisteme katkı sağlayamaz. Bu durum uzun vadede hem tarımsal üretimi hem de iklim direncini zayıflatır.

Bugün Seydişehir’de yaşanan sıcaklık artışları, kuraklık baskısı ve su stresi yalnızca küresel iklim değişikliğinin sonucu değildir. Plansız arazi kullanımı, iklim değişikliğinin etkilerini yerelde katlayan en önemli faktördür. GES’ler doğru yerde kurulduğunda faydadır; yanlış yerde kurulduğunda ise iklimi daha kırılgan hâle getirir.

Çözüm bellidir:

Çatı GES’leri, sanayi alanları ve atıl sahalar öncelik olmalıdır. Tarım arazileri ve su havzaları kesinlikle korunmalıdır. Her GES projesi yalnızca enerji üzerinden değil, su ve iklim etkisi üzerinden değerlendirilmelidir.

Unutmayalım:

Elektrik kesintisi telafi edilir.

Ama bozulan iklim geri gelmez.

Su kaybolursa hayat durur.

Seydişehir’in güneşle kavgası yok.

Ama iklimle kavga edecek lüksü de yok.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
mekan bizim almanya chat sohbet cinsel sohbet sohbet mobil sohbet dini chat plastik çember