Seydişehir bu yıl yağış aldı. Barajlarımız, derelerimiz ve su kaynaklarımız geçmiş yıllara göre daha iyi bir görüntü veriyor. Ancak bu durum bizleri yanıltmamalıdır. Çünkü Seydişehir’in sulama sistemi, aldığı yağış miktarına göre değil, Beyşehir Gölü’nden gelen suya göre planlanmış ve inşa edilmiştir.
Bu nedenle ne kadar yağış alırsak alalım, Beyşehir Gölü’nden su alınmadan “sorunumuz çözüldü” demek gerçekçi değildir. Eğer Beyşehir Gölü’nden yeterli su alınamayacaksa, o zaman alternatif çözümü açıkça konuşmamız gerekir. Bu çözüm de Suğla Gölü’nden suyun alınarak ters yönde sisteme verilmesidir.
Peki bu mümkün müdür?
Evet, mümkündür.
Bu konuda yapılan çalışmalar ve ölçümler bulunmaktadır. Bakı Harita Mühendislik Firması tarafından gerçekleştirilen ölçümlerde, Harita Mühendisi Hüseyin Leylek’in hazırladığı teknik değerlendirmelere göre Suğla Gölü’nden alınacak suyun elektrikli pompalar yardımıyla Kumluca Mahallesi kapakları önüne basılması, ardından kapakların kapatılarak suyun yükseltilmesi halinde Karabulak Mahallesi’ne kadar ulaştırılabileceği ortaya konulmuştur. Hazırlanan rapor ilgili kurumlara iletilmiş ve DSİ’ye sunulmuştur.
Burada tekrar hatırlatmak istediğim önemli bir nokta vardır.
Geçtiğimiz yıl DSİ suyu ters yönden vermeyi denedi. Ancak su doğru noktadan değil, kolay olan noktadan sisteme basıldı. Çumra yönüne giden kanal, Yalıhüyük’e bağlı Saray Mahallesi önünde toprakla kapatıldı ve su yükseltilerek ters akış sağlandı.
Sonuç ne oldu?
Seydişehir’de yalnızca Ortakaraören, Başkaraören ve Yukarıkaraören mahalleleri bu sudan yararlanabildi. Yalıhüyük ve Ahırlı ise kapatılan kanalın aşağı kesimlerinde kaldıkları için suyu kullanabildi.
Ancak Seydişehir’in geri kalan mahalleleri susuzluk tehdidiyle baş başa bırakıldı.
Bugün bazı çevreler “Geçen yıl ters su verildi” diyerek bunu bir başarı hikâyesi gibi anlatıyor. Oysa gerçek tabloya baktığımızda, faydanın ilçenin çok küçük bir bölümüne ulaştığını görüyoruz. Üç Karaören bölgesinin faydalanması elbette önemlidir ancak bu alanlar Seydişehir’in tamamını temsil etmez.
Asıl mesele, suyun doğru noktadan sisteme verilmesidir.
Eğer su Kumluca Mahallesi tarafından sisteme ters yönde verilirse, yapılan teknik değerlendirmelere göre Seydişehir’in yaklaşık %79’u susuzluk riskinden kurtulabilecektir.
İşte bugün konuşmamız gereken konu budur.
Madem ki suyun ters yönde verilmesi mümkündür, o halde neden doğru noktadan verilmesin?
Madem ki teknik olarak uygulanabilir, o halde neden ilçenin büyük kısmına hizmet edecek yöntem tercih edilmesin?
Benim şahsım adına yürüttüğüm hukuki süreç ve açtığım dava da tam olarak bu konuyla ilgilidir. Bu mücadele herhangi bir kişi, kurum ya da siyasi görüş meselesi değildir. Bu mücadele Seydişehir’in geleceği, tarımın sürdürülebilirliği ve üreticimizin suya erişimi meselesidir.
Bu ilçede benim dışımda da memleketinin geleceğini düşünen, bu konuları takip eden ve çözüm üretilmesini isteyen çok sayıda insan olduğunu biliyorum.
Bu nedenle çağrım şudur:
Kimin söylediğine değil, söylenenin doğru olup olmadığına bakın.
Eğer çözüm doğruysa destekleyin.
Eğer ilçenin menfaatineyse sahip çıkın.
Kısır çekişmeleri, gereksiz muhalefeti ve kişisel hesapları bir kenara bırakalım. Çünkü konu siyaset değil, sudur. Konu gelecek nesillerin üretim yapabilmesidir.
Yarın bir gün çıkıp da “Saray Boğazı’ndan suyu ters verdik, sorunu çözdük” denildiğinde, bunun Seydişehir’in yalnızca sınırlı bir bölümüne fayda sağladığını unutmamak gerekir. Eğer gerçekten ilçeyi kurtarmak istiyorsak, suyu doğru noktadan yani Kumluca hattından sisteme vermek zorundayız.
Tersten su verilecekse, üç mahalle için değil, Seydişehir’in %79’u için verilmelidir.
Çünkü suyun doğru yönetimi, yalnızca bugünün değil, yarının Seydişehir’ini de belirleyecektir.

