Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Merve NAVRUZ
Köşe Yazarı
Merve NAVRUZ
 

PÜRMELÂL

Geçen sabah, çocukları okul servisine bindirip kapıyı kapattıktan sonra öylece antrede kalakaldım. Evin o bir anda çöken sessizliği mi, yoksa mutfakta beni bekleyen yığınla bulaşığın ağırlığı mıydı bilmiyorum ama içime bir daralma geldi. Şöyle bir aynaya baktım; saçım başım her zamanki gibi dağınık, üzerimde kaç yıllık hırkam... Ama gözlerimde başka bir şey vardı. Eskilerin “pürmelâl” dediği, o içi kederle, hüzünle dolu olma hali tam karşımda duruyordu. Şimdi dışarı çıksam, bizim ilçenin çarşısında karşılaştığım bir komşuya "Nasılsın?" desem, o da bana "Vallahi pürmelâlim" dese; muhtemelen "Hayırdır, yeni bir hastalık mı çıktı?" diye sorarız birbirimize. Oysa bu kelime, bizim her gün sessizce taşıdığımız o gizli yorgunluğun ta kendisi. Bizim gibi küçük yerlerde sıradan bir kadın, bir anne olmak demek; aslında kalbinin bir köşesinde hep o melâli taşımak demekmiş. Sabah kahvaltısında "Peynir bitmiş, akşama ne pişirsem?" telaşının arasında, bir anda insanın aklına geliveren o eski, ince sızılardır bu. Hani bazen akşamüzeri balkona çamaşır asarken uzaklara, o dağların arkasına bakarsın da bir iç çekersin ya; işte o pürmelâl halidir. Ne ağlanacak kadar büyük bir derdin vardır ne de kahkahalar atacak kadar büyük bir sevincin. Sadece hayatın koşturmacası içinde biraz eksik, biraz kırılmış, biraz da "acaba sadece ben mi böyleyim?" diye düşündüğün o puslu andır. Modern hayat bize hep bir "mutluluk oyunu" oynatıyor. Televizyonu açıyorsun, herkes pırıl pırıl; telefona bakıyorsun, herkes gezmelerde, tozlarda. Ama pazardan filesini doldurup yokuş yukarı çıkarken kan ter içinde kalan o kadının gerçeği başka. Bizim hüzünlerimizde bile bir asalet var aslında. Bir komşun gelip de "Yüzün bugün neden böyle süzülmüş?" diye sorduğunda, ona anlatamadığın o bin bir türlü ev hali, geçim derdi ya da "benim de hayallerim vardı" suskunluğu... Hepsi o pürmelâl kelimesinin içine sığıyor. Şaşırtıcı olan ne biliyor musun? Bizi birbirimize bağlayan şey, aslında gün altlarında yediğimiz o kısırlar, börekler değil; o dertli anlarımızdaki dilsiz kardeşliğimizdir. Bir arkadaşının elini tuttuğunda, gözündeki o melâli gördüğünde "Geçecek, hepimiz aynı yoldayız" diye hissetmen dünyalara bedeldir. Çünkü hüzün insanı kibirden arındırır, merhametli yapar. Merhamet ise en çok bir anneye, bir kadına yakışır. Sonuçta hayat sadece pırıl pırıl güneşli günlerden ibaret değil; bazen de böyle pürmelâl, puslu ama samimi akşamlardan oluşuyor. O hüzün bizim ruhumuzun demlenme süresidir. Önemli olan o kederin içinde boğulup gitmek değil; o melâli bir misafir gibi ağırlayıp, sonra yine ocağın başına geçip "Hadi bismillah" diyerek hayata devam edebilmek. Çünkü biliyoruz ki; gönlü mahzun olanın yanında Allah vardır ve o puslu havanın arkasında her zaman taze bir bahar bekler.
Ekleme Tarihi: 28 Nisan 2026 -Salı

PÜRMELÂL

Geçen sabah, çocukları okul servisine bindirip kapıyı kapattıktan sonra öylece antrede kalakaldım. Evin o bir anda çöken sessizliği mi, yoksa mutfakta beni bekleyen yığınla bulaşığın ağırlığı mıydı bilmiyorum ama içime bir daralma geldi. Şöyle bir aynaya baktım; saçım başım her zamanki gibi dağınık, üzerimde kaç yıllık hırkam... Ama gözlerimde başka bir şey vardı. Eskilerin “pürmelâl” dediği, o içi kederle, hüzünle dolu olma hali tam karşımda duruyordu. Şimdi dışarı çıksam, bizim ilçenin çarşısında karşılaştığım bir komşuya "Nasılsın?" desem, o da bana "Vallahi pürmelâlim" dese; muhtemelen "Hayırdır, yeni bir hastalık mı çıktı?" diye sorarız birbirimize. Oysa bu kelime, bizim her gün sessizce taşıdığımız o gizli yorgunluğun ta kendisi.

Bizim gibi küçük yerlerde sıradan bir kadın, bir anne olmak demek; aslında kalbinin bir köşesinde hep o melâli taşımak demekmiş. Sabah kahvaltısında "Peynir bitmiş, akşama ne pişirsem?" telaşının arasında, bir anda insanın aklına geliveren o eski, ince sızılardır bu. Hani bazen akşamüzeri balkona çamaşır asarken uzaklara, o dağların arkasına bakarsın da bir iç çekersin ya; işte o pürmelâl halidir. Ne ağlanacak kadar büyük bir derdin vardır ne de kahkahalar atacak kadar büyük bir sevincin. Sadece hayatın koşturmacası içinde biraz eksik, biraz kırılmış, biraz da "acaba sadece ben mi böyleyim?" diye düşündüğün o puslu andır.

Modern hayat bize hep bir "mutluluk oyunu" oynatıyor. Televizyonu açıyorsun, herkes pırıl pırıl; telefona bakıyorsun, herkes gezmelerde, tozlarda. Ama pazardan filesini doldurup yokuş yukarı çıkarken kan ter içinde kalan o kadının gerçeği başka. Bizim hüzünlerimizde bile bir asalet var aslında. Bir komşun gelip de "Yüzün bugün neden böyle süzülmüş?" diye sorduğunda, ona anlatamadığın o bin bir türlü ev hali, geçim derdi ya da "benim de hayallerim vardı" suskunluğu... Hepsi o pürmelâl kelimesinin içine sığıyor.

Şaşırtıcı olan ne biliyor musun? Bizi birbirimize bağlayan şey, aslında gün altlarında yediğimiz o kısırlar, börekler değil; o dertli anlarımızdaki dilsiz kardeşliğimizdir. Bir arkadaşının elini tuttuğunda, gözündeki o melâli gördüğünde "Geçecek, hepimiz aynı yoldayız" diye hissetmen dünyalara bedeldir. Çünkü hüzün insanı kibirden arındırır, merhametli yapar. Merhamet ise en çok bir anneye, bir kadına yakışır.

Sonuçta hayat sadece pırıl pırıl güneşli günlerden ibaret değil; bazen de böyle pürmelâl, puslu ama samimi akşamlardan oluşuyor. O hüzün bizim ruhumuzun demlenme süresidir. Önemli olan o kederin içinde boğulup gitmek değil; o melâli bir misafir gibi ağırlayıp, sonra yine ocağın başına geçip "Hadi bismillah" diyerek hayata devam edebilmek. Çünkü biliyoruz ki; gönlü mahzun olanın yanında Allah vardır ve o puslu havanın arkasında her zaman taze bir bahar bekler.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.