Maniyle başladık, davulun sesini duyduk ama mesele sadece o sesin yankısı mı? Hayır! Gelin bugün bildiğiniz tüm "diyet" tanımlarını, "sağlık için oruç" klişelerini bir kenara bırakalım. Bugün orucu; bir mideden alıp bir kalbe verme eylemi değil, bir varlık sancısı olarak ele alalım.
Oruç, modern insanın en büyük hapishanesi olan "tüketim" hücresinden firar etme girişimidir. Bizler genellikle orucu bir "yokluk" hali sanırız. Oysa tasavvuf erbabı için oruç, en büyük varlıktır. İnsan yemek yedikçe ağırlaşır, ağırlaştıkça yere yapışır. Yerçekimine meydan okumanın tek yolu, yükleri boşaltmaktır.Mide sustuğunda, hücrelerin o hiç durmayan gürültüsü kesildiğinde, içeride başka bir ses yükselir. Bu ses, elest bezminden kalma o kadim sestir. Oruçla gelen ilk şey, işte bu “kutsal sessizliktir”.
Sıradan bir zihin için iftar saati, bir bitiş çizgisidir. Ancak bir arif için iftar, bir "kavuşma" değil, bir "vazgeçiştir." Çünkü oruçluyken geçen zaman, lineer bir zaman değildir. Susuzluktan dudağınız çatladığında hissettiğiniz o sızı, aslında ruhun aslına duyduğu özlemin fiziksel bir projeksiyonudur.
Tasavvufi boyutta oruç, bir hicrettir. Kişinin kendi nefsinden, kendi arzularından çıkıp "Hakk’ın sıfatlarına" bürünme çabasıdır. Hani derler ya; "Yemez, içmez, uyumaz; Samediyet sıfatıdır." İnsan oruçluyken, geçici bir süre için beşeri ihtiyaçlarını askıya alarak melekût alemine bir pencere açar. O pencereden içeri sızan ışık, sadece açlığı değil, içimizdeki karanlıkları da terbiye eder.
Oruç bir temizliktir ama sadece biyolojik bir detoks değildir. Oruç, eline “La” (hayır) süpürgesini alıp, kalbin başköşesine kurulmuş tüm putları süpürmektir.
• "Açım ama öfkelenmiyorum."
• "Susuzum ama kırmıyorum."
• "Gücüm yok ama şikayet etmiyorum."
İşte bu noktada oruç, bir ritüel olmaktan çıkıp bir sanata dönüşür. İnsanın kendi nefsini bir heykel gibi yontma sanatına... Her sabır anı, o mermerden kopan bir parçadır ve Ramazan sonunda ortaya çıkan eser, "insan-ı kâmil" adayıdır.
Yazının sonunda sormak lazım: İftar sofrasına oturduğunuzda önünüzde ne görüyorsunuz? Sadece sıcak bir pide ve bir kase çorba mı? Eğer öyleyse, sadece karnınızı doyurmuşsunuz demektir.Oruçla gelen gerçek rızık; merhamet,hayret ve idraktır. Eğer bu Ramazan, sofranıza oturduğunuzda yanınızda oturan eşinize, çocuğunuza mesela küçük bir Tarık Alp’e bakarken ondaki ilahi tecelliyi daha net görebiliyorsanız, tebrikler; siz gerçekten oruç tutmuşsunuz demektir.
Zira oruç tutulmaz, oruç bizi tutar. Ellerimizden tutar ve bizi bizden alıp O'na götürür.
Vesselam..

