Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Merve NAVRUZ
Köşe Yazarı
Merve NAVRUZ
 

DÜNYADA BAYRAM

Güneşin henüz doğmadığı, eşyaların bile derin bir uykuda olduğu o bayram sabahının ilk ışıkları, aslında sadece bir günü değil, insanlığın birbirine olan en saf ihtiyacını aydınlatır. Ramazan Bayramı, takvimdeki bir sayıdan öte, yorgun ruhların birbirine yaslandığı, kırgınlıkların kelimelere dökülmeden helalleşildiği o muazzam sessizliğin adıdır. Bugün dünyanın hangi köşesinde olursanız olun; ister İstanbul’un bir sokağında eski bir ahşap evin gıcırdayan kapısında, ister Bosna’nın puslu dağlarında bir köyde, ister bir metropolün soğuk gökdelenleri arasında bir cami avlusunda... O sükûnet her yerde aynıdır. Çünkü bayram, sadece sofraların kurulması değil, aylardır biriken özlemlerin, gizli tutulan duaların ve bazen de artık aramızda olmayan sevdiklerimizin bıraktığı o kederli boşluğun başucunda bir araya gelmektir. Bir ay boyunca sadece ekmeğimizi değil, sabrımızı ve içimizdeki o en ince sızıyı bölüştük. Şimdi ise o sabrın nihayetinde, titreyen bir elin öpülmesindeki o derin saygıda, bir yetimin saçının okşanmasındaki o tarifsiz şefkatte teselli buluyoruz. Bayramı asıl bayram yapan, pırıl pırıl bayramlıklar ya da ikram edilen tatlılar değildir; bayram, yolu gözlenen bir ihtiyarın kapı sesine verdiği o ürkek cevapta, bir annenin evladının kokusunu içine çekerken döktüğü o dilsiz gözyaşındadır. Dünyanın öbür ucunda, dili dilimize, rengi rengimize benzemeyen birinin seccadesine başını koyduğunda hissettiği o ilahi huzurla bizimki birdir. Biz aslında aynı göğün altında, aynı merhamet sofrasında doyuyoruz. Eski bayramların o çocuksu neşesi, başucuna konan ayakkabıların verdiği o masum güven duygusu şimdi büyüdüğümüzde yerini hüzünlü bir vefaya bıraktı. Artık bayramlar, bizden gidenlerin ardından kalan boş sandalyelere bakıp yutkunmak, ama bir yandan da büyüyen çocukların gözlerindeki o taze parıltıda hayatın devam ettiğini görmektir. Belki bir gurbet akşamında, telefonun ucundaki sesin titremesinde memleketi duymaktır bayram. Belki de bir çocuğun avucuna sıkıştırılan küçük bir harçlığın, onun dünyasındaki en büyük zenginliğe dönüşmesini izlemektir. Dünya ne kadar hırçınlaşırsa hala, ne kadar uzağa savrulursak savrulalım, bayram sabahı çöken o mahzun ve umutlu hava, bize hala insan olduğumuzu, hala hissedebildiğimizi ve hala sevilebileceğimizi fısıldar. Bugün dualarımız sadece kendi soframız için değil, dünyanın neresinde bir evlat acısı varsa, neresinde bir yuva yıkılmışsa, neresinde bir insan yalnızlığın karanlığında kaybolmuşsa oraya bir ışık olsun diye yükselmeli. Kalplerin arasındaki o görünmez, kalın duvarlar bayramın hatırına birer birer yıkılsın; eller sadece barış için, sadece yaraları sarmak için kenetlensin. Çünkü biliyoruz ki, bir insanın gönlüne dokunmak, dünyanın en uzak mesafesini aşmaktan çok daha zordur ve bayram bize bu imkanı veren en büyük mucizedir. Her birimizin içindeki o mahzun çocuk, bayramın buğulu sabahında yeniden uyansın ve tüm dünyaya sessizce, sevginin her türlü acıyı dindirecek kadar kutsal olduğunu haykırsın. Biz birbirimize sarıldıkça, dünya gerçekten yaşanır bir yer olacak..
Ekleme Tarihi: 23 Mart 2026 -Pazartesi

DÜNYADA BAYRAM

Güneşin henüz doğmadığı, eşyaların bile derin bir uykuda olduğu o bayram sabahının ilk ışıkları, aslında sadece bir günü değil, insanlığın birbirine olan en saf ihtiyacını aydınlatır. Ramazan Bayramı, takvimdeki bir sayıdan öte, yorgun ruhların birbirine yaslandığı, kırgınlıkların kelimelere dökülmeden helalleşildiği o muazzam sessizliğin adıdır.

Bugün dünyanın hangi köşesinde olursanız olun; ister İstanbul’un bir sokağında eski bir ahşap evin gıcırdayan kapısında, ister Bosna’nın puslu dağlarında bir köyde, ister bir metropolün soğuk gökdelenleri arasında bir cami avlusunda... O sükûnet her yerde aynıdır. Çünkü bayram, sadece sofraların kurulması değil, aylardır biriken özlemlerin, gizli tutulan duaların ve bazen de artık aramızda olmayan sevdiklerimizin bıraktığı o kederli boşluğun başucunda bir araya gelmektir.

Bir ay boyunca sadece ekmeğimizi değil, sabrımızı ve içimizdeki o en ince sızıyı bölüştük. Şimdi ise o sabrın nihayetinde, titreyen bir elin öpülmesindeki o derin saygıda, bir yetimin saçının okşanmasındaki o tarifsiz şefkatte teselli buluyoruz. Bayramı asıl bayram yapan, pırıl pırıl bayramlıklar ya da ikram edilen tatlılar değildir; bayram, yolu gözlenen bir ihtiyarın kapı sesine verdiği o ürkek cevapta, bir annenin evladının kokusunu içine çekerken döktüğü o dilsiz gözyaşındadır. Dünyanın öbür ucunda, dili dilimize, rengi rengimize benzemeyen birinin seccadesine başını koyduğunda hissettiği o ilahi huzurla bizimki birdir. Biz aslında aynı göğün altında, aynı merhamet sofrasında doyuyoruz.

Eski bayramların o çocuksu neşesi, başucuna konan ayakkabıların verdiği o masum güven duygusu şimdi büyüdüğümüzde yerini hüzünlü bir vefaya bıraktı. Artık bayramlar, bizden gidenlerin ardından kalan boş sandalyelere bakıp yutkunmak, ama bir yandan da büyüyen çocukların gözlerindeki o taze parıltıda hayatın devam ettiğini görmektir. Belki bir gurbet akşamında, telefonun ucundaki sesin titremesinde memleketi duymaktır bayram. Belki de bir çocuğun avucuna sıkıştırılan küçük bir harçlığın, onun dünyasındaki en büyük zenginliğe dönüşmesini izlemektir. Dünya ne kadar hırçınlaşırsa hala, ne kadar uzağa savrulursak savrulalım, bayram sabahı çöken o mahzun ve umutlu hava, bize hala insan olduğumuzu, hala hissedebildiğimizi ve hala sevilebileceğimizi fısıldar.

Bugün dualarımız sadece kendi soframız için değil, dünyanın neresinde bir evlat acısı varsa, neresinde bir yuva yıkılmışsa, neresinde bir insan yalnızlığın karanlığında kaybolmuşsa oraya bir ışık olsun diye yükselmeli. Kalplerin arasındaki o görünmez, kalın duvarlar bayramın hatırına birer birer yıkılsın; eller sadece barış için, sadece yaraları sarmak için kenetlensin. Çünkü biliyoruz ki, bir insanın gönlüne dokunmak, dünyanın en uzak mesafesini aşmaktan çok daha zordur ve bayram bize bu imkanı veren en büyük mucizedir. Her birimizin içindeki o mahzun çocuk, bayramın buğulu sabahında yeniden uyansın ve tüm dünyaya sessizce, sevginin her türlü acıyı dindirecek kadar kutsal olduğunu haykırsın. Biz birbirimize sarıldıkça, dünya gerçekten yaşanır bir yer olacak..

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.