Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Merve NAVRUZ
Köşe Yazarı
Merve NAVRUZ
 

DOLMUŞ CAMINDAN VEDA

Ahmed… Filistin’de bir çocuk ismi. Filistin’de çocukluğundan çıkarılmış birisi. Dünyanın bazı yerlerinde çocukluk, bir oyun parkında değil, bir enkazın gölgesinde başlar. Filistinli Ahmed için hayat, boyundan büyük bir ceket gibiydi; omuzlarından düşen ama taşımak zorunda olduğu ağır, karanlık ve kaba bir yük. Onun hikayesi rakamlarla anlatılan o soğuk haber bültenlerine sığmayacak kadar derin, bir köşe yazısının satır aralarına sığmayacak kadar keskindir. Ahmed, on yaşındaydı ama gözlerindeki fer, asırlık bir çınarın yorgunluğunu taşıyordu. Sokaklarında barut kokusunun çiçek kokusunu bastırdığı bir coğrafyada, umut dediğin şey, bir sonraki sabaha sağ çıkabilme ihtimalinden ibaretti. Ancak Ahmed’in asıl imtihanı, o korkunç şafak vaktinde babasının evden yaka paça götürülmesiyle başladı. Adalet terazisinin paslandığı, merhametin çoktan terk-i diyar ettiği o topraklarda, babası için biçilen hüküm "idam"dı. Ve o son gün geldi çattı. Şehirde hüzünlü bir toz bulutu vardı. Ahmed, babasını son bir kez görebilmek için cezaevi nakil aracının geçeceği güzergahta, kalabalığın arasında bir gölge gibi bekliyordu. Derken o eski, paslı dolmuş göründü. İçinde ölüme yürüyen adamlar, dışında ise diri diri gömülen umutlar vardı. Ahmed, tüm gücüyle kalabalığı yardı. Dolmuşun tozlu camına yapıştı. O an zaman durdu, dünya sustu, gökyüzü nefesini tuttu. İçeride, elleri kelepçeli ama vakarı dimdik duran babası, camın ardındaki evladına baktı. Ahmed’in parmakları dolmuşun soğuk ve kirli camına dokundu. Babası, kelepçeli ellerini güçlükle kaldırıp camın iç tarafına, tam da Ahmed’in küçük elinin olduğu hizaya yasladı. Aralarında sadece bir cam vardı ama o cam, iki farklı evrenin sınırı gibiydi. Ahmed, babasının sıcaklığını değil, camın buz gibi soğukluğunu hissediyordu. Ama o an, o incecik şeffaf engel, babasının elini tuttuğu tek gerçekliğe dönüştü. Babasının gözlerindeki o son veda, bir vasiyet gibi Ahmed’in ruhuna işledi: "Yaşa Ahmed, onurunla yaşa." Dolmuş hareket etti. Ahmed’in parmakları camın üzerinde süzülerek geride kaldı. Bir çocuğun dünyası, bir dolmuşun egzoz dumanında kaybolup giderken, Ahmed o kirli camda kalan babasının el izine bakıyordu. O iz, Filistinli bir çocuğun avucuna kazınmış en acı mühürdü. Bugün Ahmed, babasız bir evin en büyük adamı. O gün o camda bıraktığı sadece bir el izi değildi; çocukluğuydu. Şimdi o, babasının veda ettiği o puslu camın arkasından bakıyor hayata. Ve bizler, bu trajediyi bir köşe yazısında okuyup geçerken; Ahmed, her gece o soğuk camın hayaliyle babasının elini tutmaya devam ediyor. Çünkü bazı vedalar bitmez, sadece şekil değiştirir. Ve bazı çocuklar, boylarından büyük acıları bir zırh gibi kuşanıp, dünyanın adaletsizliğine karşı dimdik durmayı o son "dokunuşta" öğrenirler.
Ekleme Tarihi: 06 Nisan 2026 -Pazartesi

DOLMUŞ CAMINDAN VEDA

Ahmed…

Filistin’de bir çocuk ismi. Filistin’de çocukluğundan çıkarılmış birisi. Dünyanın bazı yerlerinde çocukluk, bir oyun parkında değil, bir enkazın gölgesinde başlar. Filistinli Ahmed için hayat, boyundan büyük bir ceket gibiydi; omuzlarından düşen ama taşımak zorunda olduğu ağır, karanlık ve kaba bir yük. Onun hikayesi rakamlarla anlatılan o soğuk haber bültenlerine sığmayacak kadar derin, bir köşe yazısının satır aralarına sığmayacak kadar keskindir.

Ahmed, on yaşındaydı ama gözlerindeki fer, asırlık bir çınarın yorgunluğunu taşıyordu. Sokaklarında barut kokusunun çiçek kokusunu bastırdığı bir coğrafyada, umut dediğin şey, bir sonraki sabaha sağ çıkabilme ihtimalinden ibaretti. Ancak Ahmed’in asıl imtihanı, o korkunç şafak vaktinde babasının evden yaka paça götürülmesiyle başladı. Adalet terazisinin paslandığı, merhametin çoktan terk-i diyar ettiği o topraklarda, babası için biçilen hüküm "idam"dı.

Ve o son gün geldi çattı.

Şehirde hüzünlü bir toz bulutu vardı. Ahmed, babasını son bir kez görebilmek için cezaevi nakil aracının geçeceği güzergahta, kalabalığın arasında bir gölge gibi bekliyordu. Derken o eski, paslı dolmuş göründü. İçinde ölüme yürüyen adamlar, dışında ise diri diri gömülen umutlar vardı.

Ahmed, tüm gücüyle kalabalığı yardı. Dolmuşun tozlu camına yapıştı. O an zaman durdu, dünya sustu, gökyüzü nefesini tuttu. İçeride, elleri kelepçeli ama vakarı dimdik duran babası, camın ardındaki evladına baktı. Ahmed’in parmakları dolmuşun soğuk ve kirli camına dokundu. Babası, kelepçeli ellerini güçlükle kaldırıp camın iç tarafına, tam da Ahmed’in küçük elinin olduğu hizaya yasladı.

Aralarında sadece bir cam vardı ama o cam, iki farklı evrenin sınırı gibiydi.

Ahmed, babasının sıcaklığını değil, camın buz gibi soğukluğunu hissediyordu. Ama o an, o incecik şeffaf engel, babasının elini tuttuğu tek gerçekliğe dönüştü. Babasının gözlerindeki o son veda, bir vasiyet gibi Ahmed’in ruhuna işledi: "Yaşa Ahmed, onurunla yaşa."

Dolmuş hareket etti. Ahmed’in parmakları camın üzerinde süzülerek geride kaldı. Bir çocuğun dünyası, bir dolmuşun egzoz dumanında kaybolup giderken, Ahmed o kirli camda kalan babasının el izine bakıyordu. O iz, Filistinli bir çocuğun avucuna kazınmış en acı mühürdü.

Bugün Ahmed, babasız bir evin en büyük adamı. O gün o camda bıraktığı sadece bir el izi değildi; çocukluğuydu. Şimdi o, babasının veda ettiği o puslu camın arkasından bakıyor hayata. Ve bizler, bu trajediyi bir köşe yazısında okuyup geçerken; Ahmed, her gece o soğuk camın hayaliyle babasının elini tutmaya devam ediyor.

Çünkü bazı vedalar bitmez, sadece şekil değiştirir. Ve bazı çocuklar, boylarından büyük acıları bir zırh gibi kuşanıp, dünyanın adaletsizliğine karşı dimdik durmayı o son "dokunuşta" öğrenirler.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.