Bu yazı vicdanen müsterih olarak yaşamayı başarabilen düz dünyalılaradır…
Dünya, üzerine titrediği merhametini nereye akıtacağını seçerken ne kadar da seçici, ne kadar da estetik kaygısı güdüyor. Geçtiğimiz günlerde manşetlerde, o uçsuz bucaksız, bembeyaz ve kimsesiz Antarktika düzlüklerinde sürüsünden ayrılan bir penguenin "destansı" yalnızlığını okuduk. Medya, bu küçük canlıyı bir irade sembolü haline getirerek devleştirdi; dondurucu rüzgarlara karşı attığı her adımı, sürü psikolojisine bir başkaldırı, bireysel bir varoluş mücadelesi olarak sundu. Kameralar, o minik gövdenin buzullar üzerindeki gölgesini "yalnız bir kahraman" edasıyla işlerken, insanlık bir penguenin rotasını tayin etme çabasına hıçkırıklarla karışık bir hayranlık besledi. Ancak aynı dünya, aynı saat diliminde, başka bir coğrafyanın isli, tozlu ve kan kokan Gazze’nin sokaklarında yürüyen bir başka yalnızlığı görmezden gelmek için perdelerini sıkıca kapattı.
Antarktika’da rotasını çizen o penguen, kendi seçimiyle sürüsünden ayrılmıştı; oysa Gazze’nin parçalanmış mahallelerinde, yalın ayak beton kırıkları üzerinde yürüyen o küçük çocuk, sürüsünden ayrılmadı; onun sürüsü yok edildi. O çocuk bir tercih yapmadı; o, annesinin sıcak göğsünden, babasının güven veren elinden ve kardeşlerinin neşeli gürültüsünden bir füze hızıyla koparıldı. Şimdi sokaklarda yürürken attığı her adım, bir özgürlük arayışı değil, gidecek hiçbir yerinin olmayışının verdiği o ağır, sağır edici boşluktur. Medyanın "irade" dediği şey, bu çocuk için sadece nefes almaya devam etme mecburiyetidir. Kutup rüzgarının savurduğu kar taneleri, bir penguenin tüylerine düştüğünde bunu "doğanın zorlu sınavı" olarak betimleyen kalemler, Gazze’de bir çocuğun üzerine yağan beton tozlarını neden yazmıyor? Bir hayvanın içgüdüsel yön bulma çabasını devleştiren küresel vicdan, ailesinin mezarını bile bulamayan bir çocuğun, yıkık bir duvarın gölgesinde tek başına yürüyüşünü neden sıradan bir dram olarak arşivliyor?
Bu, modern dünyanın ahlaki iflasının en net fotoğrafıdır. Bir yanda estetik bir yalnızlık masalı, diğer yanda gerçeğin en çıplak, en vahşi ve en kimsesiz hali. O çocuk, sokaklarda yürürken sadece ailesini değil, insanlığın ona borçlu olduğu tüm adalet kavramlarını da yanında sürüklüyor. Penguenin yolu kutuplarda son bulabilir; ancak o çocuğun her adımı, sessiz kalan her vicdanın üzerine basarak geçiyor. Ve bu yürüyüş, dünya tarihinin en ağır, en trajik hikayesi olarak kalplerimize kazınmayı bekliyor.

