Yeni bir yıla daha umutlarla girdik. Takvimler değişti, dilekler tutuldu, temenniler sıralandı. Ancak yeni yılın daha ilk günlerinden itibaren gelen zamlar, birçok hane için umutlardan çok kaygıları büyüttü. Elektrikten gıdaya, ulaşımdan yakacağa kadar neredeyse her kalemde yaşanan artışlar, alım gücünü ciddi biçimde eritirken özellikle sabit geliri olmayan ya da hiç geliri bulunmayan vatandaşlarımızı daha da zor bir sürecin içine itti.
Bu ekonomik tablo en çok kırsal mahallelerde hissediliyor. Doğalgazın ulaşmadığı, soba ile ısınmanın hâlâ hayatın merkezinde olduğu yerlerde kömür ve odun fiyatlarındaki artış, kış aylarını adeta bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürmüş durumda. Kendi emeğiyle üretip geçinmeye çalışan, ancak ürettiğini hak ettiği değerden satamayan vatandaş için artık “üretmek” de “tüketmek” de her geçen gün zorlaşıyor.
Benzer bir sıkışmışlık küçük esnaf cephesinde de yaşanıyor. Mahalle bakkalları, küçük dükkânlar, el emeğiyle ayakta durmaya çalışan esnaf; artan kira, enerji ve vergi yükü altında nefes almakta zorlanıyor. Oysa küçük esnaf yalnızca ticaretin değil, mahallenin ruhunun, sosyal dayanışmanın ve yerel ekonominin de temel taşıdır. Küçük esnafın zayıflaması, aslında mahalle kültürünün de yavaş yavaş kaybolması anlamına geliyor.
Bu tabloyu uzaklarda aramaya gerek yok. Seydişehir’de, özellikle kırsal mahallelerde yaşananlar durumun ne kadar ciddi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Geçtiğimiz günlerde Muradiye Mahallemizde röportaj yapmak üzere sahaya çıkan çalışma arkadaşlarımızın aktardıkları, meselenin sadece ekonomik değil, aynı zamanda derin bir insani boyutu olduğunu da gözler önüne serdi. Yalnız yaşayan, çoğu yaşlılıktan kaynaklı sağlık sorunlarıyla mücadele eden teyzelerimiz ve amcalarımız, günlük hayatın en temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanıyor.
Soba ile ısınan bu evlerde, yaşlı vatandaşlarımızın bir kısmı artık kovayla kömür taşıyamıyor, sobayı yakmakta güçlük çekiyor. Yemek yapmak, temizlik yapmak, hatta bazen bir tas sıcak çorba hazırlamak bile onlar için büyük bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Bu insanlar ne lüks istiyor ne fazlasını… Sadece kışı sağ salim atlatabilecek kadar destek bekliyor.
Seydişehir Belediyesi’nin ilçe merkezinde yaşlı ve bakıma muhtaç vatandaşlar için sürdürdüğü sıcak yemek ve temizlik destekleri son derece kıymetli ve yerinde uygulamalar. Ancak benzer hizmetlerin kırsal mahallelerde yaşayan, sesi daha az duyulan bu vatandaşlarımıza da ulaştırılması artık bir ihtiyaçtan öte zorunluluk hâline gelmiştir. Merkezde yapılan hizmet, kırsalda yaşayan yaşlılarımız için de umut olmalıdır.
Bu noktada Kaymakamlık bünyesindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla, geçmişte örnekleri görülen bu tür sosyal destek çalışmalarının yeniden ve daha güçlü şekilde hayata geçirilmesi mümkündür. Evde yemek desteği, yakacak yardımı, düzenli ziyaretler ve temel bakım hizmetleri; hem yaşlılarımızın hayatını kolaylaştıracak hem de toplum olarak vicdanımızı rahatlatacaktır.
Unutulmamalıdır ki güçlü bir ekonomi, yalnızca rakamlarla değil, güçlü hanelerle mümkündür. Kırsalı ayakta tutamayan, küçük esnafı koruyamayan bir sistem, uzun vadede şehirleri de ayakta tutamaz. Yeni yıldan beklentimiz; zamların değil çözümlerin konuşulduğu, üreticinin, esnafın ve dar gelirlinin gerçekten nefes alabildiği bir Seydişehir, bir Türkiye’dir.
Takvim yaprakları değişti, ama dertler aynı. Asıl mesele, bu dertleri görmezden gelmek değil; görüp çözüm üretme iradesini gösterebilmektir.


