Seydişehir son yıllarda ne yazık ki giderek artan uyuşturucu haberleriyle anılır hâle geldi. Eroin, sentetik uyuşturucu, uyuşturucu haplar… İsimleri bile insanın içini ürpertiyor. Daha da kötüsü, bu maddelerin artık sadece belirli çevrelerde değil; sokakta, okul çevresinde, hatta çocuk yaşlara kadar indiğini konuşuyor olmamız.
Bu tablo korkutucu.
Ancak hakkı teslim etmemiz gereken bir gerçek var:
Seydişehir’de Narkotik Suçlarla Mücadele Büro Amirliği’nin kurulmuş olması, bu karanlık tabloya karşı atılmış son derece önemli ve doğru bir adımdır. Emniyet birimleri, gece gündüz demeden yaptığı operasyonlarla uyuşturucuya adeta nefes aldırmıyor. Yakalananlar, ele geçirilen maddeler, yapılan baskınlar; bu mücadelenin ne kadar ciddi yürütüldüğünün açık göstergesi.
Ama…
Bir ilçenin sürekli uyuşturucu haberleriyle gündeme gelmesi de normalleştirilemez, kabullenilemez.
“Yakalandılar” haberleri kadar, “nasıl bu noktaya geldik?” sorusunu da sormak zorundayız.
CEZA YETMİYOR, CAYDIRICILIK ŞART
Bugün gelinen noktada açıkça görülüyor ki mevcut cezalar yeterince caydırıcı değil.
Uyuşturucu ticareti yapanlar, birkaç yıl yatıp çıkacağını, yakalansa bile sistemin bir yerinden sıyrılabileceğini düşünüyor. Bu düşünce değişmeden, bu bataklık kurumaz.
Uyuşturucu suçları için cezaların daha ağır, daha net ve daha tavizsiz hâle getirilmesi artık bir zorunluluktur.
Çünkü burada konuştuğumuz şey sadece bir suç değil;
geleceğimiz, çocuklarımız, ailelerimiz.
KULLANIM YAŞI TEHLİKELİ ŞEKİLDE DÜŞTÜ
En acı gerçeklerden biri de şudur:
Uyuşturucu kullanma yaşı artık ortaokul seviyelerine kadar düşmüş durumda. Bu, sadece emniyetin değil; toplumun tamamının alarm vermesi gereken bir durumdur.
Okullar, aileler, rehberlik servisleri, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler bu mücadelede daha aktif olmak zorundadır. Sadece yakalamak yetmez; önlemek, bilinçlendirmek ve korumak zorundayız.
YABANCI UYRUKLU ŞAHISLAR MESELESİ
Görmezden gelinemeyecek bir başka sorun da, ilçede yaşayan bazı yabancı uyruklu şahısların uyuşturucu trafiğinde yer alıyor olmasıdır. Bu durum, meseleyi sadece adli değil; güvenlik ve kamu düzeni boyutuna da taşımaktadır.
Kimseyi toptan suçlamak doğru değildir; ancak suç işleyen kim olursa olsun, ayrıcalık tanınmadan en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Seydişehir kimsenin arka bahçesi değildir.
BU MÜCADELE HEPİMİZİN
Uyuşturucu ile mücadele sadece polisin omzuna bırakılamaz.
Anne-baba çocuğunu, esnaf mahallesini, öğretmen öğrencisini, yerel yöneticiler ise şehrini korumak zorundadır.
Evet, Seydişehir’de uyuşturucuya göz açtırılmıyor.
Ama yetmez.
Daha sert cezalar, daha sıkı denetimler, daha yaygın önleyici çalışmalar ve daha güçlü bir toplumsal duruş şarttır. Aksi hâlde her yakalanan uyuşturucunun ardından, “bir sonrakinin” nerede ortaya çıkacağını konuşmaya devam ederiz.
Bu şehir bizim.
Ve bu mücadele, ertelenemez…

