Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Mevlüt MIZRAK
Köşe Yazarı
Mevlüt MIZRAK
 

TARLADA EMEK VAR, KARŞILIĞI NEREDE?

Seydişehir Çiftçisi Haziran ayı geldiğinde Seydişehir Ovası'nın rengi değişir. Altın sarısı buğday başakları, arpa tarlalarının dalgalanan görüntüsü, aylar süren emeğin ve umudun sembolüdür. Çiftçi için hasat zamanı sadece ürün toplama dönemi değildir; aynı zamanda bir yıl boyunca verilen mücadelenin hesabının yapıldığı zamandır. Her yıl olduğu gibi bu yıl da ülkemizin bazı noktalarında biçerdöverler tarlalara girmeye başladı. Ancak ne yazık ki çiftçinin yüzünü güldürecek haberler gelmedi. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin açıkladığı 2026 yılı hububat alım fiyatları, birçok üreticide hayal kırıklığı oluşturdu. Buğday için ton başına 16 bin 500 lira, arpa için ise 12 bin 750 lira olarak belirlenen fiyatlar, kâğıt üzerinde artış gibi görünse de sahadaki gerçekler çok farklı. Seydişehirli çiftçi bugün mazotu geçen yıla göre çok daha pahalı alıyor. Gübre fiyatları sürekli yükseliyor. Tohum, ilaç, sulama ve işçilik maliyetleri her geçen yıl katlanıyor. Birçok üretici ekim döneminde kredi kullanıyor, hasat döneminde ise borçlarını kapatmaya çalışıyor. Hal böyleyken açıklanan fiyatların çiftçinin beklentisinin altında kalması doğal olarak tepkiye neden oluyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar da yaptığı açıklamada alım fiyatlarındaki artışın enflasyonun altında kaldığını belirtti. Gerçekten de rakamlara bakıldığında buğday fiyatındaki yüzde 22'lik artış, son bir yılda yaşanan maliyet artışlarının oldukça gerisinde kalıyor. Çiftçi için önemli olan açıklanan rakamın büyüklüğü değil, o rakamın maliyetleri karşılayıp karşılamadığıdır. Konya Milletvekili Barış Bektaş'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmada dile getirdiği gibi, üretici artık yalnızca kazanmayı değil, üretime devam edip edemeyeceğini hesaplıyor. Çünkü çiftçi zarar ettiğinde sadece kendi bütçesi etkilenmez; ülkenin gıda güvenliği de risk altına girer. Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel'in ise dikkat çektiği bir başka gerçek ise kırsalın giderek boşalmasıdır. Gençler artık tarımdan uzaklaşıyor. Çünkü babasının yıllarca çalışıp borç ödemekte zorlandığını gören genç, geleceğini tarlada değil başka sektörlerde arıyor. Eğer tarım kazandırmazsa köyler boşalır, üretim azalır ve dışa bağımlılık artar. Seydişehir'de buğday ve arpa sadece bir ürün değildir. Birçok ailenin geçim kaynağıdır. Esnafın işleri de çiftçinin kazancına bağlıdır. Hasat döneminde yüzü gülen çiftçi, traktörünü tamir ettirir, alışveriş yapar, piyasayı hareketlendirir. Çiftçinin cebine girmeyen para, ilçe ekonomisine de girmez. Öte yandan açıklanan destekler de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Kâğıt üzerinde verilen destek miktarları yüksek görünse de her çiftçinin bu desteklerin tamamından yararlanması mümkün olmuyor. Sertifikalı tohum desteği gibi kalemler her üretici için düzenli bir gelir oluşturmuyor. Bu nedenle çiftçi hesabını yaparken cebine gerçekten girecek paraya bakıyor. Bir başka sorun ise ürün bedellerinin ödeme süresi. Hasat döneminde çiftçinin beklemeye tahammülü yoktur. Mazot borcu vardır, gübre borcu vardır, banka kredisi vardır. Ürününü teslim ettikten sonra haftalarca ödeme beklemek üreticiyi daha da zor durumda bırakmaktadır. Çiftçi emeğinin karşılığını zamanında almak istiyor. Bugün Seydişehir Ovası'nda çalışan üreticinin talebi çok büyük değil. Kimse zengin olmayı istemiyor. Çiftçi sadece emeğinin karşılığını almak, borçlarını ödeyebilmek ve gelecek yıl yeniden ekim yapabilecek gücü bulmak istiyor. Çünkü üretici kazanırsa tarım yaşar. Tarım yaşarsa şehir yaşar. Tarım yaşarsa ülke kazanır. Bu yüzden açıklanan hububat alım fiyatlarının yeniden değerlendirilmesi, maliyetlerin dikkate alınması ve üreticinin alın terinin korunması gerekiyor. Aksi halde bugün tarlada yükselen sessiz serzeniş, yarın üretimden vazgeçen binlerce çiftçinin ortak çığlığına dönüşebilir. Seydişehir'in bereketli toprakları üretmeye devam etsin istiyorsak, önce o toprağı işleyen insanın sesine kulak vermeliyiz…
Ekleme Tarihi: 04 Haziran 2026 -Perşembe

TARLADA EMEK VAR, KARŞILIĞI NEREDE?

Seydişehir Çiftçisi

Haziran ayı geldiğinde Seydişehir Ovası'nın rengi değişir. Altın sarısı buğday başakları, arpa tarlalarının dalgalanan görüntüsü, aylar süren emeğin ve umudun sembolüdür. Çiftçi için hasat zamanı sadece ürün toplama dönemi değildir; aynı zamanda bir yıl boyunca verilen mücadelenin hesabının yapıldığı zamandır.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da ülkemizin bazı noktalarında biçerdöverler tarlalara girmeye başladı. Ancak ne yazık ki çiftçinin yüzünü güldürecek haberler gelmedi. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin açıkladığı 2026 yılı hububat alım fiyatları, birçok üreticide hayal kırıklığı oluşturdu. Buğday için ton başına 16 bin 500 lira, arpa için ise 12 bin 750 lira olarak belirlenen fiyatlar, kâğıt üzerinde artış gibi görünse de sahadaki gerçekler çok farklı.

Seydişehirli çiftçi bugün mazotu geçen yıla göre çok daha pahalı alıyor. Gübre fiyatları sürekli yükseliyor. Tohum, ilaç, sulama ve işçilik maliyetleri her geçen yıl katlanıyor. Birçok üretici ekim döneminde kredi kullanıyor, hasat döneminde ise borçlarını kapatmaya çalışıyor. Hal böyleyken açıklanan fiyatların çiftçinin beklentisinin altında kalması doğal olarak tepkiye neden oluyor.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar da yaptığı açıklamada alım fiyatlarındaki artışın enflasyonun altında kaldığını belirtti. Gerçekten de rakamlara bakıldığında buğday fiyatındaki yüzde 22'lik artış, son bir yılda yaşanan maliyet artışlarının oldukça gerisinde kalıyor. Çiftçi için önemli olan açıklanan rakamın büyüklüğü değil, o rakamın maliyetleri karşılayıp karşılamadığıdır.

Konya Milletvekili Barış Bektaş'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmada dile getirdiği gibi, üretici artık yalnızca kazanmayı değil, üretime devam edip edemeyeceğini hesaplıyor. Çünkü çiftçi zarar ettiğinde sadece kendi bütçesi etkilenmez; ülkenin gıda güvenliği de risk altına girer.

Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel'in ise dikkat çektiği bir başka gerçek ise kırsalın giderek boşalmasıdır. Gençler artık tarımdan uzaklaşıyor. Çünkü babasının yıllarca çalışıp borç ödemekte zorlandığını gören genç, geleceğini tarlada değil başka sektörlerde arıyor. Eğer tarım kazandırmazsa köyler boşalır, üretim azalır ve dışa bağımlılık artar.

Seydişehir'de buğday ve arpa sadece bir ürün değildir. Birçok ailenin geçim kaynağıdır. Esnafın işleri de çiftçinin kazancına bağlıdır. Hasat döneminde yüzü gülen çiftçi, traktörünü tamir ettirir, alışveriş yapar, piyasayı hareketlendirir. Çiftçinin cebine girmeyen para, ilçe ekonomisine de girmez.

Öte yandan açıklanan destekler de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Kâğıt üzerinde verilen destek miktarları yüksek görünse de her çiftçinin bu desteklerin tamamından yararlanması mümkün olmuyor. Sertifikalı tohum desteği gibi kalemler her üretici için düzenli bir gelir oluşturmuyor. Bu nedenle çiftçi hesabını yaparken cebine gerçekten girecek paraya bakıyor.

Bir başka sorun ise ürün bedellerinin ödeme süresi. Hasat döneminde çiftçinin beklemeye tahammülü yoktur. Mazot borcu vardır, gübre borcu vardır, banka kredisi vardır. Ürününü teslim ettikten sonra haftalarca ödeme beklemek üreticiyi daha da zor durumda bırakmaktadır. Çiftçi emeğinin karşılığını zamanında almak istiyor.

Bugün Seydişehir Ovası'nda çalışan üreticinin talebi çok büyük değil. Kimse zengin olmayı istemiyor. Çiftçi sadece emeğinin karşılığını almak, borçlarını ödeyebilmek ve gelecek yıl yeniden ekim yapabilecek gücü bulmak istiyor. Çünkü üretici kazanırsa tarım yaşar. Tarım yaşarsa şehir yaşar. Tarım yaşarsa ülke kazanır.

Bu yüzden açıklanan hububat alım fiyatlarının yeniden değerlendirilmesi, maliyetlerin dikkate alınması ve üreticinin alın terinin korunması gerekiyor. Aksi halde bugün tarlada yükselen sessiz serzeniş, yarın üretimden vazgeçen binlerce çiftçinin ortak çığlığına dönüşebilir.

Seydişehir'in bereketli toprakları üretmeye devam etsin istiyorsak, önce o toprağı işleyen insanın sesine kulak vermeliyiz…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.