Bir ay ki gelişiyle şehirlerin ritmi değişir… Sokakların sesi yumuşar, sofraların bereketi artar, kalpler birbirine biraz daha yaklaşır. Mübarek Ramazan ayına ilk teravih namazı ve sahurla birlikte adım atıyoruz. Perşembe günü Seydişehir’de saatler 18.42’yi gösterdiğinde iftar sofraları kurulacak. O an, yalnızca orucun açıldığı bir an değil; sabrın sevince dönüştüğü, paylaşmanın berekete evrildiği bir andır.
Ramazan; birliğin, beraberliğin, yardımlaşma ve dayanışmanın zirve yaptığı müstesna bir zaman dilimi. Başta ilçemiz Seydişehir olmak üzere bölgemize, ülkemize ve İslam âlemine bolluk ve bereket getirmesini temenni ediyorum. Sağlığı yerinde olan her Müslüman için oruç farz bir ibadet; ama Ramazan’ın özü sadece aç kalmak değil. Asıl mesele, nefsimizi terbiye ederken kalbimizi de başkalarına açabilmekte. Soframızdaki ekmeği paylaşabilmekte, kapısını çalmadığımız komşuyu hatırlayabilmekte…
Bu ay, aynı zamanda duanın ayı. “Dua edin, kabul edeyim” müjdesiyle yüreklere umut serpen bir zaman dilimi. Müslüman her zaman ümitvar olur; elini açar, yalnızca Allah’tan ister. Ramazan’ı ibadetle geçirmek, geceleri teravihle, gündüzleri sabırla, gönlü dualarla doldurmak; insanı feraha çıkaran bir iklimdir. Oruçlu bir mümin için iki vakit vardır ki sevinci doruğa taşır: iftar ve sahur. Ezanla birlikte içimize düşen o tarifsiz huzur, Ramazan’ın kalbimize bıraktığı en sade ama en derin hatıradır.
Ramazan; orucuyla, teravihiyle, sahuruyla, sadakasıyla, fitresiyle, mukabelesiyle hayatın tamamına yayılan bir ibadet ayıdır. Gecesi de gündüzü de anlamlıdır. Kur’an-ı Kerim’in “bin aydan daha hayırlı” diye müjdelediği Kadir Gecesi’ni idrak edeceğimiz bu mübarek zamanlar, kalplerimizi arındırmak için bir fırsattır. Ramazan Bayramı ise bu sabrın, bu paylaşmanın sevince dönüştüğü gündür.
Ama Ramazan’ın asıl imtihanı, soframızın bolluğundan çok komşumuzun hâlini sormakla başlar. Bugün ülke olarak ekonomik zorluklardan geçtiğimiz bir dönemdeyiz. Pazara çıkanın filesi hafif, evine dönenin yükü ağır. İşte tam da bu yüzden Ramazan, sadece bireysel ibadetlerin değil; toplumsal dayanışmanın ayıdır. Fitre ve sadaka, bir yük değil; aksine paylaşmanın insana verdiği huzurun anahtarıdır. İhtiyaç sahibini gözetmek, kapısı çalınmayanı fark etmek, soframızda bir tabak daha fazla koyabilmek… Bunlar Ramazan’ın bize yüklediği sorumluluklardır.
Seydişehir, geçmişten bugüne dayanışma kültürünü diri tutmuş bir şehir. Bu şehirde komşuluk hâlâ kapı aralığından başlar, iftar vakti bir tabak sıcak çorbayla devam eder. İşte bu ruhun bugün de diri tutulması, Ramazan’ın maneviyatını sokağa, pazara, sofraya taşıyan adımlarla mümkün. Bu noktada Seydişehir Belediyesi’nin Ramazan boyunca Halk Ekmek fırınında ekmeği 6 liradan satma kararı, yalnızca bir fiyat indirimi değil; sosyal belediyecilik adına anlamlı bir duruştur. “Bu şehirde kimse yalnız değildir” diyerek yola çıkan Belediye Başkanı Hasan Ustaoğlu ve ekibinin, dayanışma ve yardımlaşma kültürünü yaşatmaya yönelik bu adımı, Ramazan’ın ruhuna yakışan bir örnek olmuştur. Aynı gramaj, aynı kalite ve aynı sıcaklıkta ekmeğin daha uygun fiyata ulaştırılması; dar gelirli ailelerin sofrasına bir nebze de olsa nefes aldıracaktır.
Unutmamak gerekir ki Ramazan, vitrinde görünen büyük yardımlardan ibaret değildir. Bazen bir ekmek, bazen bir telefon, bazen de “Bir ihtiyacın var mı?” sorusu; bir insanın gününü aydınlatmaya yeter. Seydişehir’de bu Ramazan, yalnızca iftar sofralarında değil; apartman boşluklarında, mahalle aralarında, kapı eşiklerinde de iyilik çoğalsın. Bir yetimin başı okşansın, bir yaşlının kapısı çalınsın, bir öğrencinin sofrasına katkı sunulsun.
Bu mübarek ay vesilesiyle, kalbimizi kırgınlıklardan arındıralım. Küslükleri geride bırakalım. Ramazan, barışmanın en güzel bahanesidir. Aynı sofrada buluşmanın, aynı ezanla dua etmenin, aynı şehirde omuz omuza yaşamanın kıymetini bilelim. Seydişehir’in sokaklarında iftar vakti yükselen o telaşın, aslında bir koşuşturma değil; birbirine yetişme hali olduğunu hatırlayalım.
Son söz niyetine… Ramazan; sadece aç kalmak değil, aç olanı görmektir. Sadece dua etmek değil, duanın gereğini yapmaktır. Sadece ibadet etmek değil, ibadeti hayata taşımaktır. Bu mübarek ayın; Seydişehir’e, ülkemize ve tüm İslam âlemine huzur, sağlık ve bereket getirmesini diliyorum. Dayanışmayı büyüten her adım için de başta Belediye Başkanı Hasan Ustaoğlu olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu şehirde kimsenin yalnız kalmadığı, sofraların paylaşıldığı, gönüllerin birleştiği bir Ramazan olsun…

