Ne olur yağmurdan sonra? Neler olmaz ki... Çorak topraklar çocuklar gibi şenlenir. Suskun şelaleler bülbül gibi şakırdar. Kuruyan göller ve göletler, canlıların da cansızların da cazibesi olur. Ab-u-hayat ile sıhhat bulan dağlar taşlar, ağaçlar böcekler, şarkılar söylemeye başlar. "Her yer kurudu, barajlar çekildi" diyen insanlar, buğulu camların ardından rahmet damlalarını çay yudumlarken seyreder, sonra yüzler güler...
Kurak toprağına umutsuzca attığı tohumların filizlerini gören çiftçiler, evlerine neşeyle dönerler. Neşesini yitirmiş bağlar bahçeler, yemyeşil, kupkuru çöl haline gelmiş topraklar ise yeniden hayat bulur.
KUR'AN'DAN YAĞMUR MESAJI
Hayranım bu kitaba... Hayranım bu kitabın bakış açısına... Hayranım bu kitabın rehberlik yapışına... Hayranım bu kitabın evrenselliğine... Hayranım bu kitabın önderliğine...
Vallahi dünyada hiçbir kitap böylesine muazzam bir içeriğe sahip olamaz. Böyle ön görüşlü olamaz. Onun gösterdiği doğru yolu hiçbir kitap gösteremez. Onun verdiği malumatı hiçbir kitap veremez. Çünkü bu kitap; bizi dünya ve ahirette aziz etmek için gönderilmiş ilahi kanunlar bütünüdür. Böyle bir kitapta ancak Allah'ın sözü olabilir.
MESAJ ÂLÂ SURESİ’NDEN
"...O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çerçöpe çevirendir" (ala). ﴾4-5﴿
Kurumuş topraklar, nasıl rahmet ile yeşeriyorsa, karanlık hayatlarımız vahiy ile yeşermeli. Kutsal kitabımız Kur'an, mükemmel bir teşbih ve mecaz sanatına sahip. Yağmurla hayat bulan dağlar ve taşları, Kur’an’la hayat bulan insanlara, yağmursuz çer çöp haline gelen bitkileri, Kur'ansız karanlıklara gömülerek odunlaşan insanlara benzetiyor.
Yüce Allah felsefe yapmıyor. Uzaklardan örnek vermiyor. Zor kavramlar ve kelimeler kullanmıyor. Anlaşılması imkânsız misaller göstermiyor. Herkesin anlayacağı, herkesin idrak edeceği, herkesin gördüğü; yağmurlardan, böceklerden, çiçeklerden, dağlardan taşlardan, güneşten, aydan, sudan bahsediyor.
Bu misallerle hakkı görebilmemizi, kendisine teslim olmamızı istiyor. İhbarda benim, sonbahar da benim... Yağmur da benden kuraklıkla benden buyuruyor. Dilersem rahmetimi çeker ortalığı çer çöp çöp haline getiririm, dilersem rahmetimi indirir deryaları taşırır, suları çağlatır, bitkileri yeşertirim. Her şey bizim elimizde. Dağlar da bizim, kuşlar da bizim, gökte bizim yer de bizim, yağmur da bizim, kar da bizim buyuruyor...
EY İNSAN KUR'ANLA YEŞER
Susuz ağaçlar odun olur. Susuz meralar çer çöp olur. Susuz ırmaklar, çaylar, bitkiler ve çiçekler kupkuru ot olur. Yeşeremeyen, kurumuş ağaçlar ise ateşe odun olur. Hiçbir işe yaramayan, Allah'a kul olamayan, karanlıklar içerisinde bocalayan insanlar da maalesef ki cehenneme odun olur. Öyleyse cehenneme odun olmayalım. Kimse cehenneme odun olmasın!
Kur'ansız İslamsız hayatlar karanlıktır. Vahiysiz yaşamamız çorak Topraklar gibidir. İslamsız yaşantımız, işlevsiz odunlar, neşesiz bahçeler gibidir. Allah'ın hükümlerini icra etmeyen toplumlar, Milletler, devletler bahtsızdırlar. Suyunu alamadığı, topraktaki mineralini tadamadığı için gelişmeyen fidanlar gibidir. O fidanlar bir gün odun olmaya mahkûmdur.
ÖYLEYSE...
Yağmurdan sonra şenlenen şelalelerimizin, göllerimizin, ırmaklarımızın, sadece fotoğrafını çekmekle kalmayalım. Her bir tanenin Allah'tan geldiğini bilelim. Secdelere kapanıp şükredelim. Hiçbir şeyi Allah'ın yerine koymayalım. Ne putları, ne de putlaştırılmış insanları ilah edinmeyelim. Bizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah'ın huzurunda diz çökelim.
Bütün günahlarımıza rağmen bizi utandırmayıp gökten rahmetini indirip yağmurdan sonra bizi sevindiren âlemlerin rabbi, göklerin ve yerin tek hâkimi Allah'a sonsuz kere hamd olsun.
Hamd; rahmeti ile merhametiyle bizleri kuşatan âlemlerin Rabbinedir vesselam...

