Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Fatih GÖKSEL
Köşe Yazarı
Fatih GÖKSEL
 

DOĞMUŞLARIN EN HAYIRLISINA SELAM...

Her gün birileri doğuyor, birileri ölüyor. Hz. Adem'den bugüne kadar niceleri doğdu niceleri öldü. Bundan sonra kıyamete kadar doğumlar ve ölümler devam edecek. Ama bir doğum ki doğumların en hayırlısı... Bir doğum ki en kutlu doğum... Bir doğum ki en şerefli doğum... Bir doğum ki insanlığın hasretle beklediği... Bir doğum ki devrimleri devirecek... Bir doğum ki cehaleti aydınlıkla bürüyecek... Bir doğum ki Hakkı batıla galip getirecek... Bir doğum ki putları ve putçuları yerle yeksan edecek... Bir doğum ki ilahi nizamı tesis edecek... Bir doğum ki beşeri nizamlara karşı şeriatı galip getirecek... Velhasıl bir doğum ki yeryüzüne ferah, mutluluk, huzur, adalet, ahlak, hayır hasenat, bereket getirecek... HAZRETİ PEYGAMBER DOĞDUĞUNDA MEKKE... İnsanlık şuurunu yitirmiş, ahlaksızlık, hadsizlik almış başını gitmiş. Daha açıkçası ne insanlık kalmış ne merhamet... Helal ve haram kavramı kalmamış. Hz İbrahim'in Hanif dinine tabi olan çok az bir grup hariç herkes putperest olmuş. Her tarafı putlarla donatmışlar. Evlerinde, sokaklarda, yollarda, meclislerinde mekteplerinde... Kurban, Hac, hayır hasenat secde gibi ibadetleri putperestler de yapıyorlardı. Ama hiçbir şey Allah'ın istediği gibi değildi. Kurbanlarını putlarının adına adayarak kesiyorlardı. Hac ibadetini Kâbe’nin etrafında çırılçıplak yapıyorlardı. Secdeyi putlarının önünde yapıyorlardı. Hayır, hasenatı kendi kabilelerine, kendi düşüncelerine sahip olan putperestlere yapıyorlardı. Onların da Bayramı vardı. Ama sapkın ve azgın bir şekilde kutluyorlardı. Evet, evet hiçbir şey yaratıcının istediği gibi gitmiyordu. Tamamen kendi istek ve emelleri doğrultusunda, kendi çıkarları uğrunda yaşıyorlardı. İlahi yasalar fütursuzca çiğneniyor helal haram bilinmiyordu. Utanç vesilesi olduğu için kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu. Haksız kazanç tefecilik ve faiz ekonominin bir parçasıydı. Hatta en önemli parçasıydı. Şarap su yerine tüketiliyordu. Kumar Mekkeli putperestlerin olmazsa olmazıydı. Dikilitaşlar, fal okları, hayat tarzı haline gelmişti. Zinasız bir hayat mümkün değildi. Doğan birçok çocuğun babası bile belli değildi. Kız çocuğu ise zaten baştan kaybetmişti. Kadınlar açılıp saçılmıştı. İsteyen istediği erkekle, istediği kadınla ilişkiye girebiliyordu. Hırsızlık sıradan bir olay olduğu için mal güvenliği yoktu. Adam öldürmek, cinayet işlemek cezasız olduğu için can güvenliği de yoktu. Irkçılık kırmızı noktalarıydı. Kabilecilik, sosyal ve siyasal hayatta belirleyici; hatta ana unsurdu. Güçlü olanların zayıf olanları ezdiği bir dünya vardı. Yetimlerin horlandığı, fakirlerin aşağılandığı, kimsesizlerin ayıplandığı bir hayat anlayışı vardı. Adalet sadece güçlülerin yanında oluyordu. Zayıfların hak talebinde bulunmaları imkânsızdı Ebu Cehil ve Ebu leheblerin, darun nedve adlı meclislerinin çaresizlerin yanında olduğu görülmemişti. Yani karanlık ve cehalete bürünmüş bir dünya. Efendiler efendisi ulu önder hazreti Muhammed Mustafa aleyhisselatu vesselam böyle bir dünyaya doğdu. Devrimleri deviren, inkılâpları inkılabe eden bir nizamla geldi. Adaleti, huzuru barışı, ahlakı, merhameti, yardımseverliği tesis etti. Faizi içkiyi kumarı zinayı kaldırdı. Irkçılığı ayağının altına aldı. Kan dâvâlarını ayağı ile ezdi. Her türlü karanlığı ve cehaleti tarihin derin sayfalarına gömdü. Bunu ne ile yaptı? Tabii ki Allah'ın şeriatı ve nizamıyla yaptı. Ahzap 21'de ne buyuruyor Rabbimiz; "Ey Muhammed (her dinin bir hukuk düzeni vardır) senin için de hukuk düzeni olarak şeriatı emrettik. Artık bundan böyle şeriate uyun ona tabi olun. Asla bilmeyenlerin heva ve arzularına uyanların hukuk anlayışına tabi olmayın." Casiye 18. "Muhakkak ki sizden, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resulünde güzel bir örnek vardır. CAHİLİYE DEVRİ'NE DÖNÜŞ Peki, bugün hangi yılda yaşıyoruz? 2025... 21 asır. Hz Peygamberin doğumundan neredeyse 15 asır geçmiş. İnsanlığın geldiği nokta tekrar cahiliye devri oldu. Hz Peygamberin ulu önderliğini terk eden, kendilerine başka ulu önderler bulan toplumlar, milletler böyle cehaleti yaşamaya mahkûmdurlar. İlahi yasaları ve kanunları basiretsizce çiğneyen fertler ve kavimler tarih sahnesinden yok olmaya mahkûmdurlar. Günümüz cahiliye devrine ne kadar benziyor öyle değil mi? İçki, kumar, zina, hırsızlık, arsızlık, yolsuzluk, ahlaksızlık, fuhşiyat teşhircilik taciz tecavüz... Tefecilik, faiz karaborsa. Naylon fatura hayali ihracat... Adam kayırma ırkçılık... Parası olmayanın adam yerine koyulmadığı, yüzüne bakmaya bile gerek görülmediği bir dünya. Daha Hz. Peygamberin nice vasıflarını yazamadık bile. Onun cihad aşkını, aile ahlakını, komşu ahlakını, devlet yönetme ahlakını, askeri ahlakını, iktisadi ahlakını... Ve daha nice Ulvi vasıfları... Cihat meydanlarında ashab-ı kiram ile yiğitçe savaşan en ön saflarda gerçek bir komutan olan Hz. Muhammed ve kutlu ordusu ashab-ı kiramı acaba ne zaman anlayacağız ne zaman yaşayacağız. Böyle kutlu doğum nidalarıyla Hz peygamber'i anlamak mümkün değil. Kutlamak değil kutsamak gerek. Kutsadığımız şeye değer vermek gerek. Anmak değil anlamak gerek. Yoksa boşa kürek sallamak olur. Devrimleri deviren Hz. Peygamberin ulu önderliğinde ve örnekliğinde huzuru ve mutluluğu yaşadığımız günlerde, ilk olarak Gazzemizin ve İslam aleminin dertlerinin bittiği ve tükendiği zaman diliminde, Hz. Muhammed'in ordusu olma şerefine nail olduğumuz bilinç ve şuurunu idrak ettiğimiz biz dünyada buluşmak dileğiyle. Hz. Muhammed'e ve ona tabi olanlara selam olsun...
Ekleme Tarihi: 28 Ağustos 2025 -Perşembe

DOĞMUŞLARIN EN HAYIRLISINA SELAM...

Her gün birileri doğuyor, birileri ölüyor. Hz. Adem'den bugüne kadar niceleri doğdu niceleri öldü. Bundan sonra kıyamete kadar doğumlar ve ölümler devam edecek.

Ama bir doğum ki doğumların en hayırlısı... Bir doğum ki en kutlu doğum... Bir doğum ki en şerefli doğum... Bir doğum ki insanlığın hasretle beklediği... Bir doğum ki devrimleri devirecek... Bir doğum ki cehaleti aydınlıkla bürüyecek... Bir doğum ki Hakkı batıla galip getirecek... Bir doğum ki putları ve putçuları yerle yeksan edecek... Bir doğum ki ilahi nizamı tesis edecek... Bir doğum ki beşeri nizamlara karşı şeriatı galip getirecek... Velhasıl bir doğum ki yeryüzüne ferah, mutluluk, huzur, adalet, ahlak, hayır hasenat, bereket getirecek...

HAZRETİ PEYGAMBER DOĞDUĞUNDA MEKKE...

İnsanlık şuurunu yitirmiş, ahlaksızlık, hadsizlik almış başını gitmiş. Daha açıkçası ne insanlık kalmış ne merhamet... Helal ve haram kavramı kalmamış. Hz İbrahim'in Hanif dinine tabi olan çok az bir grup hariç herkes putperest olmuş. Her tarafı putlarla donatmışlar. Evlerinde, sokaklarda, yollarda, meclislerinde mekteplerinde... Kurban, Hac, hayır hasenat secde gibi ibadetleri putperestler de yapıyorlardı. Ama hiçbir şey Allah'ın istediği gibi değildi. Kurbanlarını putlarının adına adayarak kesiyorlardı. Hac ibadetini Kâbe’nin etrafında çırılçıplak yapıyorlardı. Secdeyi putlarının önünde yapıyorlardı. Hayır, hasenatı kendi kabilelerine, kendi düşüncelerine sahip olan putperestlere yapıyorlardı. Onların da Bayramı vardı. Ama sapkın ve azgın bir şekilde kutluyorlardı. Evet, evet hiçbir şey yaratıcının istediği gibi gitmiyordu. Tamamen kendi istek ve emelleri doğrultusunda, kendi çıkarları uğrunda yaşıyorlardı. İlahi yasalar fütursuzca çiğneniyor helal haram bilinmiyordu.

Utanç vesilesi olduğu için kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu. Haksız kazanç tefecilik ve faiz ekonominin bir parçasıydı. Hatta en önemli parçasıydı. Şarap su yerine tüketiliyordu. Kumar Mekkeli putperestlerin olmazsa olmazıydı. Dikilitaşlar, fal okları, hayat tarzı haline gelmişti. Zinasız bir hayat mümkün değildi. Doğan birçok çocuğun babası bile belli değildi. Kız çocuğu ise zaten baştan kaybetmişti. Kadınlar açılıp saçılmıştı. İsteyen istediği erkekle, istediği kadınla ilişkiye girebiliyordu. Hırsızlık sıradan bir olay olduğu için mal güvenliği yoktu. Adam öldürmek, cinayet işlemek cezasız olduğu için can güvenliği de yoktu.

Irkçılık kırmızı noktalarıydı. Kabilecilik, sosyal ve siyasal hayatta belirleyici; hatta ana unsurdu. Güçlü olanların zayıf olanları ezdiği bir dünya vardı. Yetimlerin horlandığı, fakirlerin aşağılandığı, kimsesizlerin ayıplandığı bir hayat anlayışı vardı.

Adalet sadece güçlülerin yanında oluyordu. Zayıfların hak talebinde bulunmaları imkânsızdı Ebu Cehil ve Ebu leheblerin, darun nedve adlı meclislerinin çaresizlerin yanında olduğu görülmemişti. Yani karanlık ve cehalete bürünmüş bir dünya.

Efendiler efendisi ulu önder hazreti Muhammed Mustafa aleyhisselatu vesselam böyle bir dünyaya doğdu. Devrimleri deviren, inkılâpları inkılabe eden bir nizamla geldi. Adaleti, huzuru barışı, ahlakı, merhameti, yardımseverliği tesis etti. Faizi içkiyi kumarı zinayı kaldırdı. Irkçılığı ayağının altına aldı. Kan dâvâlarını ayağı ile ezdi. Her türlü karanlığı ve cehaleti tarihin derin sayfalarına gömdü. Bunu ne ile yaptı? Tabii ki Allah'ın şeriatı ve nizamıyla yaptı. Ahzap 21'de ne buyuruyor Rabbimiz;

"Ey Muhammed (her dinin bir hukuk düzeni vardır) senin için de hukuk düzeni olarak şeriatı emrettik. Artık bundan böyle şeriate uyun ona tabi olun. Asla bilmeyenlerin heva ve arzularına uyanların hukuk anlayışına tabi olmayın." Casiye 18.

"Muhakkak ki sizden, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resulünde güzel bir örnek vardır.

CAHİLİYE DEVRİ'NE DÖNÜŞ

Peki, bugün hangi yılda yaşıyoruz? 2025... 21 asır. Hz Peygamberin doğumundan neredeyse 15 asır geçmiş. İnsanlığın geldiği nokta tekrar cahiliye devri oldu. Hz Peygamberin ulu önderliğini terk eden, kendilerine başka ulu önderler bulan toplumlar, milletler böyle cehaleti yaşamaya mahkûmdurlar. İlahi yasaları ve kanunları basiretsizce çiğneyen fertler ve kavimler tarih sahnesinden yok olmaya mahkûmdurlar. Günümüz cahiliye devrine ne kadar benziyor öyle değil mi? İçki, kumar, zina, hırsızlık, arsızlık, yolsuzluk, ahlaksızlık, fuhşiyat teşhircilik taciz tecavüz... Tefecilik, faiz karaborsa. Naylon fatura hayali ihracat... Adam kayırma ırkçılık... Parası olmayanın adam yerine koyulmadığı, yüzüne bakmaya bile gerek görülmediği bir dünya.

Daha Hz. Peygamberin nice vasıflarını yazamadık bile. Onun cihad aşkını, aile ahlakını, komşu ahlakını, devlet yönetme ahlakını, askeri ahlakını, iktisadi ahlakını... Ve daha nice Ulvi vasıfları... Cihat meydanlarında ashab-ı kiram ile yiğitçe savaşan en ön saflarda gerçek bir komutan olan Hz. Muhammed ve kutlu ordusu ashab-ı kiramı acaba ne zaman anlayacağız ne zaman yaşayacağız. Böyle kutlu doğum nidalarıyla Hz peygamber'i anlamak mümkün değil. Kutlamak değil kutsamak gerek. Kutsadığımız şeye değer vermek gerek. Anmak değil anlamak gerek. Yoksa boşa kürek sallamak olur.

Devrimleri deviren Hz. Peygamberin ulu önderliğinde ve örnekliğinde huzuru ve mutluluğu yaşadığımız günlerde, ilk olarak Gazzemizin ve İslam aleminin dertlerinin bittiği ve tükendiği zaman diliminde, Hz. Muhammed'in ordusu olma şerefine nail olduğumuz bilinç ve şuurunu idrak ettiğimiz biz dünyada buluşmak dileğiyle.

Hz. Muhammed'e ve ona tabi olanlara selam olsun...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Derdim İslam
(29.08.2025 10:21 - #685)
Varol hocam . Rabb'im bizi o yaratılmışların en şereflisi Hz Muhammed'in sav. yolundan izinden ayırmasın.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirinsesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
aohbet islami chat omegla türk sohbet cinsel sohbet dini chat plastik çember