Ne alakası var deme sakın…
Çok alakası var…
Hoca Nasreddin ki kıyamete kadar güldürüp düşündürecek bizi… Yine diyeceklerime ta ötelerden nefes olmuş mübarek…
Bu arada bu diyeceklerimi laikler lütfen üzerine alınmasın… Ben yalnızca Hoca Nasreddin Hazretlerinin bir fıkrasını anlatıp kaçacağım…
Bu arada yeri gelmişken anamın meşhur laflarından birini burada zikredeyim: “Ehline söyle kelamı cahile söz mü yeter? Mürüvvet kimden umarsın çalıda gül mü biter?”
Evet cancağızım. Fıkrayı anlatmadan önce bizim çocuklardan bahsedelim. Gerçi bu fıkrayı anlatmama da sebep onlar ya… Türkiye A Milli Futbol takımımız, bizim çocukların sayesinde 24 yıl aradan sonra tekrar dünya kupasında ter dökecekler. Bizim çocuklar başarılılar mı değiller mi bunu bilemem. Futbol konuşacak kadar bir bilgim yok ama bize bu gururu yaşattıkları için her birinden tek tek Allah razı olsun.
Meyvesi olan ağaç taşlanır hesabı bizim çocuklar başarı gösterdikçe bir takım zevat başladı köpürmeye… Neymiş efendim bizim çocuklardan biri gol sevinci yaşarken bozkurt işareti yapmış da vay bu bir siyasi simgeymiş. Ehli Salip hemen harekete geçip bastılar cezayı…
Şimdilerde de sahaya çıkarken ellerini semaya açıp dua eden çocuklara taktılar kafayı… Dertleri malum bu zevatın üzüm derdinde değil bağcıyı dövmek… Bağcı değiliz amma bağ bizim hemşerim. Yok öyle salyangoz satmak.
Neyse bu söylemlerin üzerine oturup bir araştırma yaptım. Gayrimüslim çoğu milli takımın armalarında kocaman bir haç var. Çoğu gayrimüslim futbolcular sahaya çıkarken istavroz çıkartıyor. Bu hareketlerinden dolayı kendi ülkelerinde ateistinden bilmem kimine kadar kimse tarafından da eleştirilmiyor. Yani benim güzel abim anlayacağın iş siyasi falan değil. Bu zevatın sıkıntısı direktİslamiyet’le…
Şeytan bizdeki bu hale bakıp köşesinde keyifli ama bir o kadar şaşkın gülüyordur belki. Şaşkınlığı ise “Ulan bu kadarını ben bile yapamazdım” cümlesinde saklı. Neyse… Şeytana lanet… Yani kısacası Ebu Cehil bunların yanında katıksız Müslüman kalır…
Neyse sözü fazla uzatmadan fıkramızı anlatalım.
Hocanın yaşadığı şehrin en zenginlerinden bir ağa varmış. Kendini çok akıllı sanan bu ağa akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış.Konağı caminin hemen dibinde olan bu ağanın öyle dinle diyanetle de alakası pek yok. Anlayacağın tam Cumalık bir Müselman. Ancak cumadan cumaya camiye gelirmiş.
Derken bir Cuma bizim Hoca Nasreddin hazretlerinin cuma vaaz ve hutbelerini dinleyen ağa işine gelmemiş olacak ki cami çıkışı hocanın koltuğuna girip, “Hoca” demiş “Sen dünya işlerine karışma, din işi ayrı,dünya işi ayrı.”
Olacak ya birkaç gün sonra tam öğle namazı sırasında ağanın konağında yangın çıkmış. Cemaat tam camiden çıkarken ağa cemaate yalvararak yardım istemeye başlamış, “Yetişin Ümmeti Muhammed evim yanıyor. Yardım edin şu yangını söndürelim… Hocam el aman.”
Hoca gayet sakin süzmüş ağayı ve yapıştırmış cevabı, “Yooook. Orada dur komşu. Sen bana ne dedin. Dünya işine karışma… Sözünü dinliyorum bak bu yangın işi tamamen dünyalıktır. Merak etme hem konağın birkaç saat demez kül olur yangında söner.”
Hişşşt duadan gocunanlar eviniz yanarsa biz yokuz… Nerede miyiz? Kuvvetle muhtemel dünya kupası finallerinde bizim çocukları desteklemeye gideceğiz.

