ribo

22 Kasım 2019 Cuma

şeker

MAKARNA KAFA

Marka Şehir Seydişehir Sevdalısı

Marka Şehir Seydişehir Sevdalısı

E-Posta : seydisehirinsesi@hotmail.com

Merhaba sevgili okurlarım, kıymetli dostlarım.

Yine bir dertleşme, yine bir serzeniş diyeceğiniz, amma ve lakin okudukça hak vereceğiniz bir yazıya başlıyoruz. Hadi bakalım rast gele… Başınızı eğmeyin de, taşlar dokunsun biraz, yoksa anlamayacağız böyle giderse…

Boş arazilerde boş boş yatan milyarlarca liraları bir düşünün: Nasıl mı milyarlarca..? Anlatmaya çalışayım dilim döndüğünce yine…

Hani köyümüze gidip gelirken gördüğümüz ekilip, dikilmeyen boş araziler var ya hazineye ait, doldurup güçlendirmek istediğimiz devletimizin hazinesine ait… İşte onları, o arazileri diyorum, Devlet-i Ali’miz, Tarım ve Orman Bakanlığımız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, Hazine ve Maliye Bakanlığımız ve dahi İçişleri Bakanlığımız bu boş yatan arazilerimizi parseliyle adasıyla; yetiştirdiğimiz, tahsillendirdiğimiz, ziraat mühendislerine üretim için tahsis etse… Efendime söyleyeyim, sonra bu arazilerde üretilen tüm ürün ve hasılattan sen de maaşını alıp, geçimini sağlayacaksın dese…

Hatta ve hatta bu boş yatan hazine arazilerinde Devlet-i Ali olarak güneş panellerini sıra sıra dizse, elektrik üretmek için dışarıdan aldığımız doğalgaz ve dahi bunun için ödediğimiz dövizler bizde kalsa, olmaz mı..?

Her karışı; cennet mekan atalarımızdan kalan ve can bitecek güzelim topraklarımızda üretilen tüm tarımsal ve hayvansal ürünlerin katma değere dönüştürülmesini sağlayacak, işlenmiş gıda ve ürünlerini üretecek atölyeler, imalathaneler, fabrikalar, turşu, salça, cam şişeleme, paketleme, bitkisel ve hayvansal yağ imalathaneleri vb. bir dünya istihdam sağlayacak iş yerleri kurulsa..?

Takkeyi hep birlikte çıkarıp ortaya koyup, hep birlikte düşünsek..!

Sizce de eder değil  mi bunların kazançları milyarlarca lira..?

Ha siz, oturalım hatta yatalım ya ne gerek var, biz sadece “otla çöple” uğraşalım, üretmeyelim, ilk ona giremesek bile tarım üretiminde önemli bir yerde de olsak, tarım ürünlerini ithal edelim, üç tarafı denizle çevrili bir yarımada iken dışarıdan deniz ürünleri alalım. Deniz ürünleri tüketimimiz artmasın, sadece hamur işi ve hububatla midemizi doldurup, MAKARNA KAFA olalım, obez olalım, obez olmak için ha bire dengesiz beslenelim, doğru beslenmeyi öğrenmeyelim, öğretmeyelim. Ülkemize gelen turistlere “cılız, çelimsiz ya da etsiz, butsuz” gözüyle bakalım, sebze, meyve yemek yerine biz arpa, buğday ağırlıklı beslenip, kalçalı ve göbekli olmakla öğünelim. OBEZ YAŞAYALIM, OBEZ! Üstelik bunları da bırakıp, birbirimizle uğraşalım, birbirimizin kuyusunu kazalım, kol kola girmeyelim, namazdaki safta zaten omuz omuza değiliz ki, dışarıda olalım diyorsak, yapamayız tabi…

Ne batasıca Avrupası, ne Amerikası, ne Çin’i bir şeycikler yapamaz elbette bize diye düşünüyorsak, içi boş düşünüyoruz derim ben de…Çünkü adamlar, mertçe karşımıza çıkıp, savaşmıyor ki..! Gıdasıyla, deterjanıyla, giyimi kuşamıyla, teknolojisiyle, eğitimiyle, bilgi ve yaşantısıyla bizi sallayacağı kadar zaten sallamış..!  Karşılıksız bastığı parasıyla bile yedi, sekiz kere sollamış dünyayı da…

Bir bakın evlerimize, arabalarımıza, eşyalarımıza, telefonlarımıza, yediğimize, giydiğimize, içtiklerimize! Hangisi BİZİM diyebileceğimiz bir ürün ???

Ne kadar olmuş, altın ya da döviz diye gözümüzü ayırmadan baktığımız televizyonda bir tane vatana millete yararlı program var mı Allah aşkına..? Biz ne üretip ya da ürettirip, ne kazandırıyoruz memleketimize..? Kim izliyor bu abuk sabuk programları, hiç mi dur diyecek yok bunlara..?

Oğlumuz, kızımız o filmleri, dizileri, programları izledikçe ana babaya saygıyı, hürmeti unuttu, Allah’tan korkan kuldan utanan nesil nerede hani..?

“Vurun kahpeye” demek kolay değil mi..? Tabi ya çok kolay… Ama o insanı o durumda bırakan, zorlamış olan, iş ve aş vermeyen kim..? Toplumda yer vermeyen, topluma kazandırmayan kim..?

Bütün bunları biliyor ve anlıyoruz, her ikili, üçlü, beşli ve daha kalabalık sohbet ya da toplantılarda konuşuyoruz, herkes ama herkes dile getiriyor da NEDEN YAPMIYORUZ Kİ mübarekler..? Gökten zembille biri mi gelip yapacak ki bunları? Memleketimizi ve yaşam kalitemizi kim yükseltecek, muasır medeniyete ne zaman ve nerede ulaşacağız? Böyle bir yer ve durum var mı..? Bizler de görecek, ulaşacak mıyız oraya..?

Küçük ama büyük bir bilgi de paylaşayım müsaadenizle konuyu daha çok dağıtmadan:

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun rakamlarına göre, dünya nüfusunun yüzde 1,1’ini meydana getiren Türkiye, küresel tarım ve gıda ihracatından yüzde 1,2, ithalatından ise yüzde 0,9 pay alıyor.

Yani daha çok çalışmalıyız, çok..!

Bir MŞSS sözü: “Yata yata, sırtımız da mı ağrımıyor ki artık..?”

Ha bir de unutmadan, “Sevelim, sevilelim dünya kimseye kalmaz.”

Saygı ve selamlarımla…


18 Haziran 2019 Salı 15:56
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Yatmaya devam

    Misafir 19 Haziran 2019 09:17 Yok yok, sırtımız falan ağrımıyor! Yatmaya devam.

  • Davul zurna çalmak lazım

    Misafir 19 Haziran 2019 12:26 Belki de davul zurna çalarak anlatmak lazım...

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

GÜNDEMDEKİLER

Muay Thaı takımı 17 madalya kazandı

Alanya’da 15-17 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen Hasan Karlı İller arası Muay Thai kupasına 24 spocu

Kaymakam Erdoğan öğretmenlerle kahvaltıda buluştu

Kaymakam Aydın Erdoğan, okul idarecileri ve öğretmenler ile kahvaltıda buluştu.

Şehit eşine ‘Devlet Övünç Madalyası ve Beratı’

Terör saldırısında şehit olan polis memuru Emre Horoz’un eşi Nazife Horoz’a Devlet Övünç Madalyası ve

Otomobille hafif ticari araç çarpıştı: 1 ölü, 2 yaralı

Beyşehir’de, otomobille hafif ticari aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 1 kişi öldü, 2

112 çalışanları ‘Paşa’ için ağladı

Seydişehir ilçesinde görevli 112 acil yardım ambulansı bir hastayı hastaneye yetiştirmeye çalışırken 'Paşa'

MÜSİAD 'İş Geliştirme Toplantısı' yapıldı

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Konya Şubesi'nde 'İş Geliştirme Toplantısı'

KONYA - HAVA DURUMU

KONYA