02 Nisan 2020 Perşembe

şeker

ERENLER SOFRASI

Fatih BABAOĞLU

Fatih BABAOĞLU

E-Posta : okmbeysehir@hotmail.com

Elbette hepimiz katılmışızdır. Ne bileyim işte, düğün yemeği, cenaze yemeği, falancanın mevlit yemeği, filancanın bilmem ne yemeği…

Ya da en azından eş dostla bir lokantaya gitmişizdir. Dersini almasak da iyi ya da kötü ama kesinlikle birilerinin sofrasında kesinlikle buluşmuşuzdur.

Peki hiç “Erenler Sofrası”dan bir lokmacık dahi olsa nasibine düştü mü? Yok yok elbette benimde düşmedi ama sofranın sahiplerinden biri gelip usul usul anlattı bu sofranın ne olduğunu. İstersen gel ona bir kulak verelim birlikte:

Eğer tok bir şekilde bir sofraya oturup aç kalkıyorsan bilin ki doğru sofradasın. Ne deme çünkü: “Erenler sofrasına tok oturan aç kalkar.”

Sofraya değil sofranın sahiplerine bak her daim. Sofradakiler sana bakarsa ne âlâ. Bilesin ki onların nazarı öyle bir nazardır ki irfan, ibret, hikmet ile bakarlar sana.  Gözle değil özleriyle bakar baktıkları yere ki: “Yek nazar eylese arifi billah/Aslı kemhareyi mücevher eyler” (Arif’in bakışı taşı mücevhere çevirir) denilmesi boşa değildir. O zaman anlarsın bakmak ile görmek arasındaki farkı ve o zaman anlarsın gözün görmek için yeterli olmadığını. Göze kıyl-ü kal derler “dedikodu” yani. Göz bu dünyaya bakmaya çalışan acizdir.

Dünyanın en kuvvetli ayaklarına sahip olsan da bu sofraya “Gel!” diye çağrılmadan gidemezsin. İşte o an anlarsın bu yolda ayaklar ile yürünmeyeceğini. Sadece yol değil bu yolda kılavuzun olmadan yürüyemeyeceğini o an anlarsın. Ben, ben dememenin kemale ermek olduğunu da anlarsın yolda yürümeye başlayınca.

Sinirlenirsin bunca olana bitene… “Bunca olan bitenin hesabı sorulması lazım” diye kükrersin ama “Sus!” derler, “Sen hesap soran değil hesabı sorulansın!” Sessizce sofranın bir kıyısında oturursun. Rabbini tefekkür etmek için. Önce “haddini” bildirirler. Çünkü haddini bilince bilirsin kendini ve ancak o an anlarsın kendini bilenin Rabbini bileceğini.

İçin kaynar, özün yanar sofranın sahiplerine. Dilin durmaz haykırırsın: “Sizi çok seviyorum” diye. “İspat” derler “sevgini ispat et.”  Kendini gösterirsin; “yandım” dersin nafile. Külünü, dumanını görmek isterler. Ama yanar için. Kurur boğazın. Susarsın haykırarak. Bir damla su istersin, “pınar başında susar mı?” derler.

Biliyorsan bilme, bilmiyorsan bil derler. Kitap alsan eline bildiğinle amel et ve sakın durma derler. Kabil’lere inat Habil’ce yaşa derler.

“Dilsizler haberini kulaksız dinleyesi,

Dilsiz kulaksız sözün can gerek anlayası.”

Kendince oturursun bu sofraya kendini bilmeden. Sende ki seni bulup kalkarsın… Anlarsın o zaman aç olduğunu… Dilini kulağını kapatınca anlarsın… 


04 Nisan 2018 Çarşamba 03:36
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

GÜNDEMDEKİLER

Esence’de karantina uygulaması

Beyşehir’e bağlı Aşağı Esence Mahallesi'nde Covit 19 salgını sebebiyle karantina uygulaması başlatıldı.

Kibar, ‘Okulum evimde’ derslerine katıldı

Seydişehir İlçe Milli Eğitim Müdürü Tahir Kibar ‘Okulum evimde’ canlı derslerine katıldı.

Vefa destek gurubu her yerde

Seydişehir Kaymakamlığı öncülüğünde oluşturulan Vefa ve Sosyal Destek Grubu hizmet vermeye devam ediyor.

Belediyede hizmetler aksatılmıyor

Seydişehir Belediyesi tarafından ilçe genelinde hem koronavirüs ile mücadele sürüyor hem de hizmetler

Büyükşehir işsiz kalandan su parası almayacak

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, su fiyatlarını 2019 yılı rakamlarına geri

Koronavirüsten can kaybı 168'e yükseldi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, corona virüsünde hayatını kaybedenlerin sayısının 168'e ulaştığını

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

KONYA - HAVA DURUMU

KONYA