28 Mayıs 2020 Perşembe

şeker

SEYYİD HARUN VELİ - 2

Arif BİLGİN

Arif BİLGİN

E-Posta : abilgin_yesevi@hotmail.com

Bundan önceki haftalarda yazımda belirtmiş olduğum gibi, Seyyid Harun Veli hakkında birkaç defa değişik araştırmacılar tarafından çevirisi ve sadeleştirilmesi yapılmış “Makalat” dışında neredeyse yararlanılan bir kayıt yok sayılmış ve ne zaman Seyyid Harun anılsa bu kaynak dışında bir eser zikredilmemiş.

Angarya savar bir eylemden öteye gitmeyen panellerle yüzeysel etkinliklerle geçiştirilmiş. Seydişehir tarihi ve Ulu kurucusu araştırılmamış. Makalatın yazarı, Seyyid Harun’un kardeşi soyundan gelen Abdulkerim bin Şeyh Musa’nın, Seyyid Harun’un vefatından 235 yıl sonra “işiddimki” diye başlayan çevresinin talebiyle yazdığını söylediği bilgiler dışında maalesef bir çalışma yapılmamış.

Bugün makalat’ta zikredilen Didiği Sultan ve Seyyid Harun ilişkisini bir başka kaynaktan aktarmak istiyorum. Bu kaynak Didiği Sultan’ın menakıpnamesi. Her ne kadar ikisi arasında 165 yıllık bir zaman farkı olsada Seyyid Harun adının geçtiği her kaynağı aktarmak istiyorum. Didiği Sultan’ın çeşitli kaynaklarda H.550 yılında öldüğü belirtilir. Bu da 1155 yılına tekabül ediyor. Seyyid Harun Veli 1320, yani tarih açısından eşleşme görülmüyor. Ama her iki kaynakta da görüştükleri yazılı.

Makalat’ta Didiği Sultan’ın vefatını haber aldığı zaman onun gıyabında cenaze namazını kıldırdığı bahsedilirken, Didiği Sultan Menakıpnamesinde Didiği’nin Seyyid Harun’un cenazesine geldiğinden bahsedilir. Yine makalatta Didiği Sultan ve Seyyid Harun Veli’nin 3 gün muhabbet ettiği Didiği’nin giderken Seyyid Harun’un kızını istediği, “Varın kızım er değilse alın” dediği, kızın yanına varanların onun bıyıkları terlemiş er olduğunu gördükten sonra, Didiği’nin oradan ayrıldığı yazılı.

Didiği Sultan menakıpnamesinde bu olay daha değişik figürlerle anlatılır. Aralarında bir anlaşmazlık olduğu Seyyid Harun’un Didiği Sultanı öldürmeye kast ettiği ona gönderdiği okun geri döndüğü ve okun zehri ile öldüğü şu dizelerde;

 

Ol arada var idi meğer bir er

Seyit Harun derlerdi ona meğer

Dediği Sultan’a kasten ok atar

Karşı varır Sultan okunu tutar

Dediği Sultan eydür kim ki bize ok ata

Attığı ok gene kendüye bata

Rumuz ile oku geri dönderir

Seyit Harun okun zahminden ölür

 

Seyyid Harun’un cenazesine geldiğinden bahisle,

 

Seyit Harun’un bir kızı var idi

Sahibi keramet idi bir dohtar idi

Sultan’a eydür katil Dediği yine geldi

Benim babamı neyledin ve ne kıldın

Sultan eydür müntekimdir ol baki

Baban kendi kendüye urdu oku

 

Seyyid Harun’un kızının “Katil Didiği yine geldi, babama ne yaptın” sorusuna, “Baban kendi kendine vurdu oku” diyerek cevapladığını menakıpname bahseder. “Müntekim” demeklede bir intikamdan söz edilir. Birçok Tasavvufi kişiliğin bir birini öldürme, yok etme gibi rivayetlerin (Örn.Mevlâna’nın Ahi Evran’ı) varlığı söz konusu ise de yukarıda zikrettiğimiz “Makalat” Seyyid Harun’dan 235 yıl sonra yazılmış, “Menakıb” 16. yüzyılda ortaya çıkmış. Didiği sultanın adı geçen birkaç dergâh’ın kitabesinde tarih olarak 12. yüz yılın ilk çeyreği tarihlenir. Didiği Sultan, Seyyid Harun daha Anadolu ya gelmeden ve belki de doğmamışken ölmüş oluyor.

Tüm bu yazdıklarımız, kayda geçmiş tarihler değildir. Her iki eserde bir rivayetler manzumesidir. Yer adları arasında mesafeler bile tahminidir. Vakıf, tahrir, mühimme defterleri gibi gerçek kayıtlarla yaşamış oldukları gerçeği tartışılmaz olsada, adlarına izafe ettirilen kerametler birçok tasavvufi kişiye yakıştırılmış. Olaylar yazanın algısı ölçeğinde, zamanın inançları ölçüsü ve kabulünde değerlendirilmiş. Daha sonraki yazılarımda, Makalat’tan 50 yıl önce yazılmış ve Makalatın zikrettiği isimlerden bahseden bir diğer kaynaktan bahsedeceğim.

Ben inanıyorum ki, şehrimizde ilgili kaynaklar vardı, ancak 1930’lu yıllarda toplatılan eski yazı ile yazılmış tüm eserler 50 yıl bir izbede depolandıktan sonra 1982-83 yılında hurda olarak kağıt fabrikasına gönderildi. Bu izbede ben o çuval ve sandıkları gördüm, benden başka görenlerde var.

Yine diğer bir olayda Hacı Abdullah Efendi Türbesi’nde bulunan yazma eserlerle ilgili. Onlarda da Seyyid Harun ve Seydişehir ile ilgili kaynak olması muhtemel. Bir vakıf tarafından oradan alınan bu eserleri zamanın mülki amirine şikayetle geri alınmasını istedim. Ancak alamadık; çünkü türbe özel mülkiyet olduğu için o zamanki tapu sahibi izin vermiş. Daha sonra o eserlerin bir emekli hocanın elinde olduğunu ve sakladığını öğrendim. Saklayan ve onları görebilen kişilerin adlarını elbette biliyorum ancak bir polemiğe sebep olmamak adına zikretmeyeceğim.

Sağlıcakla kalın.


14 Haziran 2017 Çarşamba 13:40
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

GÜNDEMDEKİLER

Biz bayramları hoşgörüyle bezer, huzur iklimi ile taçlandırırız

PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, “Biz dini bayramlarımızı, sıradan bir kutlamanın dar kalıplarına

Bayramlar birlik ve beraberliğin yaşandığı günlerdir

Belediye Başkanı Mehmet Tutal, Ramazan Bayramı münasebetiyle bir mesaj yayınladı.

Erdoğan'dan Ramazan Bayramı mesajı

Seydişehir Kaymakamı Aydın Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı.

Camiler açılıyor... Gidenler bu kurallara uymalı

İçişleri Bakanlığı, 'Cami ve Mescitlerde Cemaatle İbadet Edilmesi' hakkında 81 il valiliğine genelge gönderdi.

Bayramda sokağa çıkma yasağı detayları

4 günlük sokağa çıkma kısıtlaması öncesinde 21 Mayıs Perşembe ve 22 Mayıs Cuma günü market, bakkal,

Konya Şeker’den bu yılda üreticiye çifte bayram yaptıracak bayram avansı

Her iki dini bayram öncesinde de üreticisinin bayramları maddi kaygılardan uzak geçirebilmesi için Bayram Avansı

KONYA - HAVA DURUMU

KONYA